11. Hukuk Dairesi 2022/6406 E. , 2024/2436 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1343 Esas, 2022/757 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/162 E., 2020/121 K.
Taraflar arasındaki ... (TÜRKPATENT) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Arko" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe
yapılan 2017/121786 sayılı "Arcotil" ibareli marka başvurusuna iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TÜRKPATENT YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın "ilaç ihtiva eden kozmetikler" malları bakımından hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının isabetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “ARCOTİL” markası ile davacının “ARKO” markasının karıştırılmasının olanaksız olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal açılardan birbirine benzemediğini, davalının “ARCOTİL” markasının etkin maddesi tenoksikam olan tıbbi bir ürün olduğunu, 05. sınıfa giren “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler”de kullanılacak “ARCOTİL” markasının hedef tüketici kitlesinin doktor, eczacı, diğer sağlık çalışanları, hastalar ile hasta yakınları olduğunu ve ilacın sadece eczane/ecza depolarında ve reçete ile satılmasının zorunlu olduğunu, halbuki davacının “ARKO” markasının “temizlik, kişisel bakım ve kozmetik ürünler” grubuna dahil olduğunu ve sokak tezgahlarında, büfelerde, her türlü perakendeci ve süper/hiper marketlerde satıldığını, bu yüzden de markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının “ARKO” markasının tanınmışlığından davalının haksız yarar elde edeceği ya da bu markanın ayırt edici niteliğini zedeleyeceği yönündeki iddialarının da bu nedenle mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Şirketin davaya konu 2017/121786 numaralı markasının emtia listesine giren tüm emtia açısından emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, “ARCOTİL” ibaresinin etken madde değil, marka olduğu, “ARCOTİL” ibaresinin jenerik/tanımlayıcı bir ifade olmadığı, her iki kavramın bilinen anlamsal bir karşılığının bulunmadığı, davalı markasının fiiliyatta ne şekilde kullanıldığı hususundan ziyade karşılaştırılan emtia listeleri baz alınarak değerlendirme yapılmasının gerektiği, bu hale göre detaylı emtia karşılaştırması neticesine göre karşılaştırılan emtia arasında benzerlik bulunduğu, davacının “ARKO” markasının “kozmetik, kişisel bakım ve temizlik ürünleri” sektöründe yoğun tanıtım faaliyetleri ile istikrarlı bir şekilde uzun yıllardır kullanıldığı ve tanıtıldığı, davacı firma ile özdeş hale geldiği, bu markanın bu sektörlerde iyi bilindiği ve tanınmışlığa ulaştığı, davaya konu farmasötik ürünlerin hitap ettiği kesimin doktorlar ve eczacılar gibi ihtisas sahibi bilinç düzeyi yüksek kimseler oldukları, ilaç emtialarının reçeteli veya reçetesiz satılabilecekleri, bilinç düzeyi yüksek bu kimselerin karşılaştırılan markaları hiçbir zaman karıştırmayacaklarından bahsedilemeyeceği, zira karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğu, davalı markasının son kısmında bulunan "TİL" ekinin iltibas tehlikesini bertaraf edecek asgari ayırt ediciliği sağlamaktan uzak olduğu, karşılaştırılan markaların başlangıç kısmının yüksek düzeyde benzerlik içermesi ve kavramların jenerik ifade barındırmaması karşısında bir kısım tüketicinin markaların farklı kaynaklara işaret ettiğini algılasa bile marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu hususunda yanılsamaya düşebileceği, "ARKO" ibareli markaların kullanım yolu ile ve güçlü ayırt ediciliğinin sağladığı olumlu imajın davalı ... sahibine haksız şekilde transfer edilebileceği, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 2019-M-5901 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2017/121786 sayılı markanın "İlaç ihtiva eden kozmetikler" emtiası bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının markasının ARKO şeklinde tescil edildiğini, müvekkilinin markasının ise ARCOTİL ibaresini taşıdığını, bu iki markanın görsel, sesçil ve anlamsal olarak tamamen farklı olduğunu, markaların karıştırılma ihtimali iddiasının dayanağının bulunmadığını, 20.02.2020 tarihli raporda taraf markaları arasında ayniyet ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığının belirlendiğini, dosyada iki çelişkili rapor varken üçüncü bir bilirkişi heyeti oluşturulup çelişkinin giderilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hangi gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açıklanmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının aksine taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davalı Şirketin ARCOTİL ibareli başvurusu ile davacı Şirkete ait itiraz konusu markanın görsel, işitsel ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirinden farklı markalar olduğunu, bilinçli tüketicilerin bu markaları karıştırmayacağını, iki farklı bilirkişi raporu varken çelişki giderilmeden karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 266 ıncı maddesi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci, dördüncü ve beşinci fıkraları.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun'un 266 ıncı maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiği kabul edilerek iki ayrı heyetten bilirkişi raporu alınmış, 20.02.2020 tarihli raporda; farmasötik ürünlerin Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından ruhsatlandırıldıktan sonra doktor tarafından reçetendirilip, eczacılar tarafından
hastaya verildiği, bu nedenle uyuşmazlık konusu malların ortalama tüketicisinin konunun uzmanı sayılan doktor ve eczacılar olduğu, taraf marka işaretlerde yer alan farklılıkların uzman niteliğindeki bu tüketicilerin farklı kaynaklardan gelen iki farklı marka karşısında olduğunu idrak etmesine yeter düzeyde olduğu ve iltibas oluşmayacağı mütala edilmiştir.
2. 20.04.2020 tarihli raporda ise; Arcotil'in davalı tarafından üretilen ve romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan ve reçetesiz satışı olmayan bir ilaç olduğu ancak sözü edilen ilacın etken maddesinin "Arcotil" değil "tenoksikam" isimli bir madde olduğu, "Arcotil" ibaresinin jenerik tanımlayıcı bir ibare değil davalı tarafından üretilen ilacın marka ismi olduğu, iltibas değerlendirmesinin markanın fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetlere göre değil markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmetlere göre yapılması gerektiğini, davalının markasını "insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar" mallarında tescil ettirmek istediği, her ilacın reçeteyle satılması zorunluluğu bulunmadığı belirterek taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunduğu mütala edilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle ikinci rapor benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise iltibas değerlendirmesinin Hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle yapılabileceğinden bahisle davalılar vekillerinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ancak iltibas değerlendirmesi Hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle yapılabilecek ise de somut olayda, bu değerlendirmeye esas olan, uyuşmazlık konusu malların reçeteyle satılması zorunluluğu bulunup bulunmadığı ve buradan hareketle ortalama tüketicisinin kimler olduğu meseleleri hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir husustur. Nitekim İlk Derece Mahkemesince de belirtilen hususların çözümünün bu nitelikte olduğu kabul edilerek bilirkişi görüşüne başvurulmuştur.
4. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermek için eczacı, doktor ve marka uzmanından oluşan yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınmak ve uyuşamazlık konusu, "insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif madddeler, ilaç ihtiva eden kozmetik maddeler" mallarının her biri bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılmak suretiyle bu malların ortalama tüketicisinin kimler olduğunun belirlenmesi ve bu belirleme esas kabul edilerek taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığının tartışılması gerekirken çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıkta, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermek için üçüncü bir heyetten rapor alınmaksızın yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar ve karar düzeltme harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi 2008/7884 E. , 2010/3509 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.01.2008 tarih ve 2002/267-2008/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ve karşı davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.03.2010 gününde davacı - karşı davalı Avukatı ...ile davalı - karşı davacı Avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 5 nci sınıfta ilaçlar için tescilli ... ve ... markalarının tescil sahibi olduğunu, davalının iltibas yaratan “...” markasını ürettiği ve sattığı ilaçlarda tescilsiz olarak kullandığını ileri sürerek davalının bu kullanımının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitini, durdurulmasını, davalının bu ibareli ürünleri ve araç, gereçlerin toplatılmasını, ilan, broşür ve iş evrakı üzerinde bu ibarenin kullanılmasının önlenmesini, silinebilenlerin silinmesini, silinemeyenlerin imha edilmesini, haksız rekabetin önlenmesini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının “...” ibareli markasının, ilacın etken maddesi olan “PANTOPROZOL” isminden türetildiğini, marka olarak tescil edilemeyeceğini, Sağlık Bakanlığı’nın davalıya marka olarak tescil ettirmemesi koşulu ile “...” ibareli ürün üretimi ve satımı için ruhsat verdiğini, davacının tescilinin kötüniyetli olduğunu ve hiç kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı dava açarak, davalının kötüniyetle tescil ettirdiği ve anılan etken maddeden türetilmiş “...TA”, “PANTACTA”, “PANTO” “PANTOLOC”, “PANTPAS”, “PANTURKAC”, PANTURK”, “...” ve “...” markalarının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, karşı davanın konusu olan markalardan “...” ve “...” dışında kalan markaların asıl davanın konusu tecavüz iddiası ile bağlantısı bulunmadığından, bu markalar ile ilgili karşı davanın ayrılmasına karar verildiği, karşı davada 555 sayılı KHK’nin 14 7/1-c maddelerine dayanıldığı, karşı dava tarihine kadar 5 yıl geçmeden karşı dava açılmakla “...” ve “...” markalarının, 14 ncü maddeye dayalı hükümsüzlük isteminin reddi gerektiği, 7/1-c maddesine dayalı hükümsüzlük kurallarının da oluşmadığı, asıl dava bakımından markaya tecavüz oluştuğu, zira, görsel ve işitsel olarak ibarelerin benzer olduğu, ürünlerin aynı olduğu, iltibas olasılığın güçlü olduğu aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmediği, 9/1-6 koşullarının asıl davacı lehine oluştuğu, davalının ilaç ruhsatı almasının davacının izni dışında oluştuğundan tecavüzün oluştuğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, karşı davanın iki marka yönünden reddine, ayırma kararı verilen diğer markalar yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, ürünlerin ve araç gereçlerin toplatılması, tanıtım vasıtalarında anılan ibarenin kullanılmasının önlenmesi, silinebilenlerin silinmesi, silinemeyenlerin imhası, haksız rekabetin önlenmesi ve hükmün ilanı istemlerine; karşı dava, markaların hükümsüzlük istemine ilişkindir.
Davacının asıl davada dayandığı “...” ve “...” markalarının 556 sayılı KHK'nin 14 ncü ve 7/1-c maddelerine dayalı hükümsüzlüğünü karşı dava konusu yapan ... İlaç A.Ş., iş bu dava sırasında “...” markasının anılan 14 ncü maddeye dayalı hükümsüzlüğü için 31.10.2003 tarihinde aynı mahkemenin 2003/1182 esasına dava açmış olup, yine iş bu dava sırasında 27.12.2006 tarihinde kesinleşen ilam ile o davanın kabulüne karar verilmiştir. Karşı davacı aynı şirket, “...” markasının aynı nedenle hükümsüzlüğü için 03.07.2003 tarihinde aynı mahkemenin 2003/817 esasına açtığı dava işbu dava sırasında 21.12.2006 tarihinde davanın reddi ile sonuçlanmış olup, temyiz dilekçesine göre o karar temyiz edilmiş ve henüz kesinleşmemiştir. Karşı davacı vekili, iş bu davada 1.12.2003 tarihli dilekçesinde ve iş bu davanın sonuçlanmadığı 29.01.2008 tarihine kadar sunduğu pek çok dilekçelerde ve duruşma tutanaklarına geçen beyanlarında 2003/817 esas ve 2003/1182 esas sayılı hükümsüzlük davalarının sonuçlarının beklenilmesi ya da işbu dava ile birleştirilmesi talep edilmiş, asıl davacı-karşı davalı vekili aksi yöndeki dilekçeler vermiş ve beyanlarda bulunmuştur. Mahkemece 19.04.2006 tarihli oturumda alınan 7 nolu ara kararda, “işbu davada markaya tecavüzün tespiti yanı sıra tecavüzün men’i ve önlenmesi de istenmiş olup, mahkememizin 2003/817 ve 2003/1182 sayılı dosyalarının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı hususunun davacı vekili tarafından bu konuda dilekçe verilmesinden sonra düşünülmesine” karar verilmiştir. Anılan dosyalar getirilmiş, incelenmiş olup, derdest olduğu 11.11.2004 duruşmada zapta geçirilmiş, birleştirme ve bekletici mesele talepleri incelemeye alınmıştır.
Asıl davacı vekili 11.07.2006 tarihli dilekçesinde 19.04.2006 tarihli ara karar uyarınca açıklama yapmış olup, asıl dava dilekçesindeki talep kısmını değiştirdiklerini ve değiştirilen şekilde talebi hasrettiklerini ve bu yeni talep yönünde karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının anılan bu dilekçesinde açıklanan talebinin ele alınması ve araştırılması gerekirken, asıl dava dilekçesindeki istemleri çerçevesinde asıl davanın ele alınıp sonuçlandırılmış olması eksik incelemeye davalı olup, hükmün bu nedenle asıl davada davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan kabule göre, o davalarda verilen kararların 556 sayılı KHK’nin 44 ncü maddesi karşısında ele alınıp, o kararların işbu asıl dava konusu istemler yönünden davacının anılan markalarının korunmasından yararlanma olanağını kaldırıp kaldırmadığı ve karşı dava konusu istemlerden “...” markasının 14 ncü maddeye dayalı hükümsüzlük istemini konusuz bırakıp bırakmadığı üzerinde durulması, tartışılması gerekirken, bu yönden de eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi de doğru olmamış, hükmün asıl davada davalı-karşı davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi 2018/5484 E. , 2020/2745 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14/07/2016 gün ve 2014/154 - 2016/147 sayılı kararı reddeden-onayan Daire'nin 11/09/2018 gün ve 2016/14391 - 2018/5199 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 05. sınıfta tescilli "DYNABAC" ibareli markanın sahibi olduğunu, davalının, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "DAYNAC" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPMK’ye başvuruda bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin tescilli markasıyla aynı sınıfta olup müvekkilinin markasını çağrıştırdığını, hitap ettiği tüketici kesiminin aynı olduğunu, davalının başvurusunun iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın nihai olarak reddedildiğini ileri sürerek YiDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davalılar vekilleri bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 38,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalılardan ayrı ayrı alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 10/06/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosya kapsamı ve toplanan kanıtlar uyarınca, davacı adına tescilli “DYNABAC” markası ile davalıya ait “DAYNAC” ibareli marka başvurusuna konu ibareler yerel mahkemenin ve Daire çoğunluğunun görüşünün aksine yazımsal ve sescil benzerlik taşımamamaktadır. Bu iki unsur bakımından, her iki ibarede de bazı harflerin ortak olmasının yahut zorlama telaffuz biçimlerinin öne çıkarılarak yapılan incelemenin yöntemsel olarak da benimsenebilir nitelikte olmadığı kanısındayım.
Şöyle ki, Dairemizin yerleşik uygulaması, ilaç emtiasına konan markalar bakımından, hedef kitlenin doktor ve eczacılar olduğu, bu mesleklere mensup kişilerin ise bilinç düzeyi yüksek kişiler olup ilaç emtiasına konan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin olmayacağı kabulüne dayalıdır. Somut dosya bakımından ise, yerel mahkemenin ve Daire çoğunluğunun, “ibarelerin ilaç emtiasına ilişkin olduğu, bu emtianın ortalama tüketicileri bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu” yönündeki görüşü ise bu yerleşik kabulün aksine olup benimsenebilir olmadığı gibi yine somut dosya açısından bakıldığında, bu yaklaşım, mantıksal bir çelişkiyi içermektedir. Gerçekten de, yerel mahkeme ve Daire çoğunluğuna ait bu kabulün, davacıya ait markayı taşıyan ilacın reçeteli satılabilen, davalıya ait markanın ise reçetesiz satılabilen ilaç emtiası üzerinde kullanılması halinde karıştırılmaya elverişli hale gelecekleri gibi bir ihtimale dayalı olduğu gerek yerel mahkeme gerekçesinden ve gerekse de Dairemiz onama ilamından anlaşılmaktadır. Ancak, taraf markalarını taşıyan müstahzarların, 1262 sayılı Kanuna tabi ilaç niteliğinde oldukları ve reçetesiz satışının söz konusu olmaması gerektiği bir tarafa bırakılacak olursa, gerçekten de davalıya ait markayı taşıyan ilacın reçetesiz satımının mümkün olması halinde, yukarda da değinildiği üzere yazımsal ve sescil benzerlik taşımayan bu ibareleri taşıyan ilaç emtiası bakımından, fahiş bir yanlışlık söz konusu olmadığı sürece, reçete yazan bir doktorun davacıya ait markayı taşıyan ilaç yerine reçetesiz satılabilecek bir ilacı yazması gibi bir ihtimal söz konusu olmadığı gibi, tersine, reçetesiz satılabileceği öngörülen davalıya ait markayı taşıyan bir ilaca ihtiyacı olan hastaya da, eczacının, reçeteli satılan bir ilacı vermesi söz konusu olamayacağından, karıştırılma kavramı bakımından bu yöndeki temel önermenin ve buna bağlanan sonucun yanlışlığı açıkça ortadadır.
Hülasa, DYNABAC ibareli tescilli marka ile davalı yana ait başvuruya konu DAYNAK ibareli markanın hiçbir açıdan 556 sayılı KHK’nın aradığı kriterler bakımından benzer, karıştırılma ihtimali bulunan ibareler olmadığı kanısındayım. Bu nedenle, davalı yan vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulması düşüncesinde olduğumdan Daire çoğunluğunun istemin reddi yönündeki kararına katılamıyorum.
11. Hukuk Dairesi 2024/12 E. , 2024/8328 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/527 Esas, 2023/848 Karar
DAVA TARİHİ : 06.08.2020
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/215 E., 2021/345 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20 yıldan bu yana veteriner ilaçları ve çevre sağlığı alanlarında faaliyet gösteren, sektöründe önde gelen tanınmış firmalardan biri olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda ticari unvanını taşıyan ... markasının 2011/10747 numarası ile ve 2011/17636 numarasıyla tescillendiğini, müvekkili firmanın bunun dışında tescil ettirdiği “... sefalexin”, “... metazin”, “... cal-mıx”, “... spiramet” vb. yaklaşık 150 adet tescilli ilaç markasının bulunduğunu, davalının müvekkilinin markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer markalarının bulunduğunu, müvekkilinin markaları ile aynı tür benzer malları, hizmetleri kapsadıklarını, bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek 2018/89243 numara ile 5. sınıftan tescilli “... dost sağlığı”, 2018/90430 numara ile 5. sınıftan tescilli “... ...”, 2018/90799 numara ile 5. sınıftan tescilli “... ...”, 2019/60411 numara ile 5. sınıftan tescilli “... ...”, 2020/13802 numara ile 5. Sınıftan tescilli “... parasit” ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin markalarında bulunan logoların kendine özgü bir tasarımı olduğu, davacı şirketin kullanmış olduğu logolar ile herhangi bir bağının bulunmadığının açık olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının hükümsüzlüğü talep edilen markaları ise ... Dost Sağlığı, ...
..., ... , ... , ... ibarelerinden
oluştuğu ayrıca anılan markalarda tabloda yer alan şekil ve renk kompozisyonlarının bulunduğu, davacının davaya dayanak markası ile davalının
hükümsüzlüğü istenilen markalarına bakıldığında öncelikle şekilsel olarak markaların benzer olmadığı, anlamsal
olarak da davalının markalarında bulunan ..., ..., ..., PARASİT
ibareleri de dikkate alındığında markaların anlamsal olarak benzemediği, ... ve ... markaları sesçil olarak değerlendirildiğinde markaların genel
kompozisyonlarının farklı olması, anlamsal farklılık ve markalara yönelen tüketicinin
ortalama tüketici değil bilinçli tüketici grubu olan veteriner hekimler olması hususları da
dikkate alındığında markaların sesçil olarak benzer bulunmadığı, Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin 16.03.2021 tarihli yazısında davacı şirketin 2000 yılından bu yana Veteriner Tıbbi Ürünler
üreten bu ürünleri ülke genelinde pazarlayan ve hayvancılık sektöründe tanınan bir şirket
olduğunun belirtildiği, yine aynı şekilde, Veteriner Sağlık Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin
17.03.2021 tarihli yazı cevabında, 22.12.2006 tarih ve 233/c nolu karar ile davacı şirketin
dernek üyeliğinin gerçekleştirildiği ve şirketin halen üyeliğinin devam ettiği; söz konusu
şirketin Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan aldığı izinle faaliyetini yürütmekte olduğu,
antibiyotikler, endoparazitel ilaçlar, ektoparazitel ilaçlar, endektositler, enjektable
vitaminler, oral vitaminlar, diğer ilaçlar ve yem katkıları ile hayvan sağlığı sektörüne hizmet
ettiği, söz konusu şirketin ülkesel boyutta sektör içerisinde ecza depolarında ve veteriner
hekimler arasında tanınmış düzeyde olduğunun belirtildiği, söz konusu belgelerin tek
başına davacının 2011/17636 sayılı markasının tanınmışlığını ispata yeter düzeyde
bulunmadığı, söz konusu belgelerde münhasıran davacı şirketin tanınmışlığına
ilişkin açıklamalara yer verildiği gibi davacının markasının tanınmışlığını ispata yarar somut
başkaca belge dosya kapsamında bulunmadığı, dosyada Türkiye’de ulaştığı
tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar
görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerin gerçekleştiğine dair bir
veri de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının ... markası ile davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... dost sağlığı, ... ..., ... ... ... ... ve ... parasit markaları arasında görsel, işitsel, anlamsal olarak benzerlik bulunmadığı, markalara ilişkin malların hitap ettiği grubun ortalama tüketici değil, bilinçli tüketici olan veteriner hekim grubu olduğu, bu nedenle iki marka arasında bağlantı kurulmasının mümkün olmadığı ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markanın hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.11.2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Hükümsüzlüğe mesnet davacının “...” ibareli markaları ile hükümsüzlüğü istenen davalarının “...” ibareli markaları arasında smk m. 6/1 kapkamında ilgili tüketici kesimi nezdinde karıştırmaya sebep olabilecek derecede benzerlik bulunmaktadır.
Zira, taraf markaları ilaç etken maddelerinden oluşturulmadığı gözetildiğinde davacı markalarının asıl unsuru “...” olup yazıldığı gibi okunmaktadır. Davalının markalarının asıl unsuru ise “...” olup “...” olarak okunmaktadır.
Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince markalar benzer kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi kabul ile davanın/reddine, BAM hukuk dairesincede istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru değildir. O nedenle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.
11. Hukuk Dairesi 2015/3214 E. , 2015/8249 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/11/2014
NUMARASI : 2012/136-2014/265
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/11/2014 tarih ve 2012/136-2014/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinden G. S. Inc'nin 1987 yılından beri ABD'de ilaç sektöründe faaliyet gösterdiğini, diğer müvekkili şirketin ise G. S. Inc'in Türkiye'deki iştiraki olup 2007 yılından beri ülkemizde faaliyet göstermekte olduğunu, G.S. Inc.'nin Hepatit B ve HİV tedavisinde etkili olan “T.” etken maddeyi bulduğunu, bu maddenin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından "Uluslar arası Mülkiyeti Haiz Olmayan İsim" (INN) olarak kabul edildiğini, ayrıca müvekkili şirketin “T.” içeren antiviral ilaç için “V.” markasını kullandığını, bu markanın WİPO nezdinde uluslararası birçok ülkede tescilli olduğunu, davalı şirketin aynı etken madde içeren ilaçlar için “T.” ve “T.” markasını kullandığını, müvekkiline ait V. isimli ilacın jeneriği olan bu ilacın HİV ve Hepatit tedavisinde kullanıldığını, ayrıca davalı şirketin marka başvurusunda da bulunduğunu, davacının kullanımlarının T. etken maddesi, INN'ın ön eki olan T. ibaresi ile yine bir antiviral INN kökü olan VIR ibaresi ve yine yaygın bir tıbbi tanımlayıcı ifade olan V.. ibarelerinin birlikte kullanımından oluşturulmuş olduğunu, V. ibaresinin müvekkilinin V. markası ile görsel ve işitsel olarak benzer olup iltibas oluşturduğunu, davalı yanın kullanımının karışıklığa yol açacağını ileri sürerek davalının T. ve T. ibarelerini kullanımının haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, T. etken maddesine ve müvekkilinin V. markasına iltibas oluşturmakta olan T. ve T. ibarelerinin kullanımının, müvekkilinin VİREAD markasına tecavüz ve müvekkil şirket aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu T. ve T. markaları altında ürettiği ve hepatit B ve HİV tedavisinde kullanılan ilaçları, kısaltılmış başvuru yoluyla yasal olarak ruhsatlandırmış ve satışa sunmuş olduğunu, söz konusu markalar için TPE nezdinde başvuruda bulunulmuş olup halen prosedürün devam etmekte olduğunu, davacının iddiasının aksine uygulamada INN listesine kayıtlı olan etken maddelerin ön ek veya son eklerinin ilaç markası olarak tescil ettirildiği tüm ulusal veya uluslar arası ilaç sektöründe bilinmekte olduğunu, ayrıca DSÖ'nün ve EMA'nın yayınlamış olduğu INN listesinde yer alan etken madde isminin sadece T. olarak geçmediği, INN listesinde tam olarak yer alan etken madde isminin T. D. F. şeklinde olduğunu, T. ve T. isimleri ile V. arasında gerek görsel gerek işitsel olarak bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının T. ve T. markalarının, davacının V. markasıyla benzerilik oluşturmadığı, T. ve T.markalarının içinde teno ve viral ifadelerinin WHO tavsiye kararı ve Beşeri Tıbbi Ürünler Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliği 4. maddede belirtildiği gibi etken madde adının (T.) aynen kullanılmadığı, T. ve T. markalarının içinde bulunan "-teno" ve "-viral" ifadelerinin WHO tarafından yayınlanan INN kılavuzunda listelenen köklerden biri olmadıkları, sözkonusu etken maddenin, aslında sadece T. olarak bilinen kimyasal maddeden ibaret olmadığı, bunun bir ön ilacının (p.-d. tuzu şeklinde ifade edilen ve tam adı Tenofovir dizoproksil fumarat olan bir bileşim olduğu ve bu nedenle marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin koşullarının olunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi 2024/4257 E. , 2025/2653 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Türkiye'nin ilaç sektöründe lider firmalarından biri olan müvekkilinin ... nezdinde 5. sınıfta tescilli 2011/82766 sayılı "..." ve 2011/16907 sayılı "..." ibareli markalarının bulunduğunu, davalı şirketin 2017/... numaralı “jarka” ibareli aynı emtia sınıfına yönelik marka başvurusuna itirazlarının nihai olarak ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, ancak markalar arasında görsel ve işitsel olarak tüketiciyi iltibasa düşürecek derecede benzerlik olduğunu, her iki marka ibaresinin de Türkçe'de bilinen bir anlamının bulunmadığını, müvekkili markasının ilaç etken maddesinden türetilmeyip ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, Sağlık Bakanlığı’nın yerleşik uygulamasına göre ilaç ruhsat başvurularında, piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinde en az üç harf farklılığı olması halinde ilaca ruhsat verilebileceğini, davalı markasının aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek ... YİDK’in 2018-M-2675 sayılı kararının iptali ile tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının ..., ... markaları ile diğer davalının "jarka" markasının karıştırılma ihtimaline yol açacak şekilde benzer olmadığını, başvuru kapsamındaki 05. sınıf emtia, ilaç ve kimyasal içerikli ürünler olduğundan bilinç düzeyi yüksek tüketicilere hitap ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmünde aranan şartlardan emtia benzerliğinin taraf markaları açısından gerçekleştiği, ancak işaretler arasında benzerliğin gerçekleşmediği, zira taraf markaları bir bütün halinde incelendiğinde; markalar arasında dört harf benzerliği nedeniyle şekilsel bir benzerlik olduğu söylenebilse de, kelimenin başında yer alan J harfinin B harfinden farklı olması nedeniyle mevcut görsel benzerliğin markalar arasında iltibasa neden olabilmesi için anlamsal, işitsel benzerliklerin de ilgili tüketici nezdinde karışıklığa neden olacak düzeyde olması gerektiği, markalar arasında 05. sınıf ilaç emtiası dikkate alındığında ilgili bilinçli tüketici kitlesi bakımından anlamsal bir benzerliğe neden olacak bir durumun mevcut olmadığı, fonetik farklılığın markaları birbirinden ayrıştırmaya yeterli olduğu, ilaç markalarının değerlendirilmesinde ilacı reçeteye yazacak olan uzmanların, yani doktorların ve ilacı hastaya temin edecek olan eczacıların görüşleri büyük önem taşıdığı, bu bağlamda 05. sınıfta yer alan “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.” emtiasının hitap ettiği tüketici kitlesinin genel olarak doktorlar, eczacılar, medikalciler, diş hekimleri gibi yüksek algı ve bilinç düzeyine sahip tüketiciler oldukları, bu tüketiciler açısından yapılacak değerlendirmede markaların aynı olan son hecelerinden ziyade farklı olan ve vurgunun bulunduğu ‘...’ ve ‘...’ kök unsurlarının dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı, “Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler” emtiası yönünden ise ilgili tüketici kitlesinin yukarıda belirtilen nitelikteki tüketiciler olmayacağı, bu nedenle bu emtialar ve işaretler arasındaki karşılaştırmanın daha düşük dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde değerlendirilmesi gerektiği, ancak bu tüketicilerin de hiçbir zaman bir marketten gıda alan normal tüketicilerle bir tutulamayacağı ve dava konusu markanın davaya dayanak gösterilen markalardan farklı olarak “J” harfi ile başladığı değerlendirildiğinde, markalar arasındaki farklılığın ilk hecede olması ve ilk hecenin markalar arasında belirgin ayırt edicilik sağlaması nedeniyle bu tüketici kitlesi bakımından da markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ... YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava konusu marka başvurusu "jarka", itiraza mesnet gösterilen davacı markaları ise "..." ve "..." ibarelerinden oluşmaktadır. Söz konusu ibareler bir hastalığa ya da bir ilacın etken maddesine işaret etmemektedir. Markaların görsel ve işitsel unsurları da dikkate alındığında işaretler arasında, olaya uygulanacak mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/1-(b) bendi uyarınca markalar arasında, karıştırılma ihtimali olacak derecede benzerlik bulunduğu halde, yazılı gerekçe ile işaretler arasında benzerlik bulunmadığı ve 5. sınıf malların hedef kitlesinin bilinçli/ diğerlerine göre daha bilinçli kitle olduğundan bahisle markaları karıştırmayacakları kabulüne göre verilen karar doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.








