11. Hukuk Dairesi         2023/865 E.  ,  2024/4269 K.

  •  


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1746 Esas, 2022/1427 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/204 E., 2019/621 K.

Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin pek çok tescilli markasının yanı sıra “SİMFLAT” ibareli markasının 05. sınıfta 2001/18755 işlem numarası ile tescilli olduğunu, davalı şirketin 2017/10880 numaralı “SİMFLOR” marka başvurusuna, müvekkilinin “SİMFLAT” ibareli markasını gerekçe gösterilerek yaptıkları itirazın 05.05.2018 tarih, 2018-M-3651 YİDK sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun, görsel, işitsel ve kavramsal unsurlar da dahil olmak üzere yarattığı tüm intibalar bakımından müvekkili firmanın markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkilinin yarattığı markanın son iki harfinin çıkarılması ve “OR” ekinin eklenmesi ile dava konusu başvurunun ayırt edicilik kazanmadığını, davalının başvurusunun müvekkili ile aynı “ilaç ve preparat ürünler” emtiasında tescil ettirilmek istendiğini, bu emtiaların hem reçeteli hem de reçetesiz satışının yapılması nedeniyle tüketici kitlesinin ortalama tüketici kitlesi olduğunu, müvekkiline ait "SİMFLAT" markasının sindirim sistemindeki kasılmaların ve gaz oluşumunun tedavisi için üretilen ilaçlarda kullanıldığını ve sektörde bilinirliği yüksek tanınmış bir marka olduğunu, dava konusu başvuru markasının müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlanma amacı taşıdığını iddia ederek davalı TÜRKPATENT YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında iltibas yarattığı öne sürülen "SİM" ibaresinin “SİMETİKON” etken maddesinin kısaltması olduğunu, ilaç markalarının ilaçta bulunan etken maddeden türetilmesi ile oluşan markaların ayırt ediciliğinin son derece düşük bulunduğunu, taraf markaları arasında “SİM” ön eki dışında yer alan "FLAT" ve "FLOR" ibarelerinin kavramsal farklılığının 05. sınıfın yüksek dikkatteki müşterisi tarafından hemen fark edileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "SİMFLOR" markasının etken maddesinin “SİMETİKON” olduğunun görüldüğü, dolayısıyla “SİM” kök unsurunun bu etken maddeye atfen kullanıldığı, dava konusu 2017/10880 sayılı "SİMFLOR" marka başvurusu ile itiraza mesnet gösterilen 2001/18755 sayılı "SİMFLAT" ibareli davacı markası arasında, 05. sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.” emtiaları bakımından bir benzerlik bulunmakla birlikte, söz konusu emtiaların doktor, eczacı, diş hekimi, ilaç mümessilleri gibi ilgili tüketici kitlesi yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu “SİMFLOR” markası ile müvekkili şirketin “SİMFLAT” ibareli markasının, İlk Derece Mahkemesi kararının aksine karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, markalarda ‘’SİMFL’’ ibaresinin ortak bulunduğunu, markaların son iki harf dışında tüm harflerinin yazılışının, okunuşunun ve dizilişinin tamamen aynı olduğunu, markaların sonunda yer alan "AT" ile "OR" harflerindeki farklılığın, davaya konu markaya ayırt edicilik katmadığını, İlk Derece Mahkemesinin kararının aksine, taraf markalarının hem bilinçli hem de ortalama tüketici kitlesi tarafından kullanıldığını, davalı şirketin dava konusu marka başvurusunu kötü niyetle yaptığını belirterek yerel Mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itiraza dayanak markalarının tescilli olduğu "Tıbbi müstahzarlar" emtiasının, sadece davalı şirket başvurusunda yer alan 5/1. sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.” emtiası ile benzer olup, 5/6. sınıf "İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler." emtiası ile benzer olmadığı, bu hususun Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları ile sabit bulunduğu, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereği, 5/1. sınıf ürünlerin ortalama tüketicileri, doktorlar ve eczacılar olduklarından iltibas değerlendirmesinde bu tüketicilerin bilinç düzeylerinin dikkate alınmasının gerektiği, buna göre taraf marka işaretlerinin karşılaştırılmasında, her ne kadar tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler "SİM" ortak kökünden geliyor ise de, “SİM” kök unsurunun “SİMETİKON” etken maddesine atfen kullanıldığı, bu itibarla 5/1. sınıfta yer alan mallar bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığı, yukarıda belirtildiği gibi ilaç markalarında görüşünün dikkate alınması gereken kitlenin doktor ve eczacılardan oluşan bilinçli kitle olduğundan taraf markaları arasında yer alan bu benzerliğin 5/1. sınıf mallar yönünden iltibasa neden olmayacağı, davalı şirket başvurusunun kapsamındaki 5/6. sınıf malların ise yine yukarıda da belirtildiği üzere davacının markasının kapsamındaki "Tıbbi müstahzarlar" emtiası ile benzer olmadığı, dolayısıyla tarafların markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Mahkemece görüşüne başvurulan ve içinde eczacı ve doktor akademisyen bilirkişilerin de bulunduğu bilirkişi kurulunca hazırlanan raporda da aynı sonuca ulaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf Mahkemesi kararının emtia benzerliği yönünden değerlendirmesinin hatalı olduğunu, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğunu, ürünün reçetesiz olarak da satıldığını, doğrudan tüketicinin ilaç temininin mümkün olduğunu belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

 

11. Hukuk Dairesi         2021/6254 E.  ,  2023/1057 K.

  •  


"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1456 Esas, 2021/791 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/97 E., 2018/355 K.


Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "ECOPİRİN PROTECT", "Ecopirin" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin “SCORPIRIN” ibareli marka başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, oysa itirazına mesnet markaları ile dava konusu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi tescil kapsamları da aynı bulunduğundan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, zira basiretli davranması gereken davalının müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olmadığının söylenemeyeceğini, dava konusu marka başvurusunun haksız rekabet teşkil ettiğini, diğer taraftan dava konusu markanın, Sağlık Bakanlığı’nın, ilaç ruhsat başvurularında piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden en az üç harf farklı olmak koşuluyla bir ilaca ruhsat verilebileceği yönündeki yerleşik uygulamasını dahi karşılamadığını ileri sürerek TPMK YİDK'nın 29.01.2018 tarihli ve 2018-M-439 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığını, ilgili tüketici kesiminin doktorlar ve eczacılar olduğunu, nihai tüketici niteliklerinin iltibas değerlendirmesinde tali önem taşıdığını, dolayısıyla dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, dava konusu markalar arasında benzerlik olmadığından tanınmışlık itirazının değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını ve davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; 1992 yılında İstanbul’da kurulan davalı firmanın tanınmış, güvenilir, saygın bir ticari teşebbüs olduğunu, dava konusu markaların benzer olmadığını, zira markaların başlangıç kısımlarının farklı bulunduğunu, markaların sonunda yer alan PİRİN ekinin 05. sınıfta yer alan birçok marka bulunması sebebiyle herkesin kullanımına açık tali bir unsur olduğunu, müvekkili adına tescilli BIOPIRIN, MEGAPIRIN, SCOPIRIN, TECHPIRIN, TEKPIRIN markalarının da bulunduğunu, dolayısıyla davalı markasının davacının seri markası olarak anılmasının da mümkün olmadığını, T.C.Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan ilaç isimlerinde 3 harf kuralı uygulanacağına dair yasal bir dayanak bulunmadığını ve uygulamada da 3 harf kuralı bulunmadığını, markaları bakımından reçeteli ya da reçetesiz olsun hedef kitlenin doktorlar ve eczacılar olduğunu, davacının markasını kullandığı ürünlerin reçeteli olması sebebiyle potansiyel tüketicilerin doktor ve eczacılar olması sebebiyle markalar arasındaki benzerlik olgusunun ortadan kalktığını, davacı ürünleri reçeteli olduğundan, davalı ürününün reçeteli/reçetesiz satılmasının bir öneminin de olmadığını, davacının kötü niyet ve haksız rekabet iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka kapsamındaki 5. sınıf malların, itiraza dayanak markaların kapsamındaki 5. sınıf mallarla aynı/aynı tür/benzer bulundukları, davacının itirazına dayanak markalarındaki asıl unsurun "Ecopirin " ibaresi olduğu, taraf markalarının " Scor" ve "Eco" ibarelerinden oluşan ilk hecelerinin farklı iken Pırın ekinin aynı olduğu, ancak Pırın son ekinin bir etken maddeye işaret ettiği ve dava konusu 05. sınıf mallar bakımından tüketici kesiminin doktor ve eczacılardan oluştuğu dikkate alındığında taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının SCORPIRIN işaretini davalıdan önce kullandığını, itiraza dayanak markalarının tanımış olduğunu ve kötü niyet iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.


IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf marka işaretlerinin görsel, fonetik ve bütünsel olarak bıraktığı toplu intiba bakımından oldukça benzer olduklarını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda benzerlik değerlendirilmesinin eksik yapıldığını, Mahkemenin “PİRİN” ibaresinin etken maddeye işaret ettiğine yönelik kabulünün hatalı olduğunu, “PİRİN” ibaresinin ‘’asetilsalisilik asit’’ etken maddesinden türetilmediği veya aralarında herhangi görsel, işitsel veya kavramsal bir bağlantı bulunmadığının açık olduğunu, buna rağmen ’asetilsalisilik asit’’ etken maddeli birkaç ilaç örnek gösterilip “PİRİN” ibaresinin etken maddeyi işaret ettiği genellemesinin anlaşılır bulunmadığını, bu tür bir genelleme yapılabilmesi için evvela “PİRİN” ibaresinin etken ’asetilsalisilik asit’’ olmayan ilaçlarda kullanılıp kullanılmadığı ve ’asetilsalisilik asit’’ etken maddeli ilaçlarda ise ne sıklıkla kullanıldığının incelenmesi gerektiğini, ancak ne Mahkeme kararının ne de bilirkişi raporunun bu yönde bir inceleme içermediğini, etken madde olduğunun kabulünde dahi müvekkili markalarının yıllardır sektörde bilinmesi nedeni ile kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını, “ECOPİRİN” marka ürünlerinin hem doktorlar ve eczaneler hem de nihai tüketici olan hastalar nezdinde yıllardır tanındığını ve sıkça kullanılan bir ürün olduğunu, davaya konu emtiaların hedef kitlesinin, normal düzeyde bilgilenmiş her yaş, eğitim ve gelir durumunda ortalama tüketiciler olduğunu, müvekkilinin “ECOPİRİN markalı ürünlerin reçete ile satılma zorunluluğu bulunmayan, ekonomik değeri yüksek olmayan, toplumun her kesiminden, her yaş insan tarafından satın alınabilecek bir ilaç olduğunu, ayrıca, müvekkiline ait marka ilaç üzerinde kullanılıyor olsa da davalı şirketin dava konusu markayı hangi ürünler üzerinde kullanacağının belirli olmadığı, uyuşmazlık konusu 05. sınıfta yer alan pek çok ürün herhangi bir uzmana başvurmadan satın alınabildiğini, uzman kontrolü olmadan tüketilebildiğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada sadece ilaç emtiası üzerinden bir inceleme yapılarak dava konusu diğer alt sınıflar yok sayıldığını, diğer taraftan doktor ve eczacılarında yanılabilceklerini, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05. sınıfta yer alan bazı emtialar sağlık çalışanları tarafından reçete ile verilse de, sağlık çalışanlarının da hata yapabileceği elverişsiz çalışma koşulları yüzünden benzer işaretleri karıştırabileceği yönünde kararlarının bulunduğunu, ilaç markalarında ayırt ediciliğin basit bir fark oluşturularak sağlanamayacağını, kaldı ki T.C.Sağlık Bakanlığının yerleşik uygulamasının, ilaç ruhsat başvurularında, piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden “en az üç harf farklı olmak koşuluyla” bir ilaca ruhsat verebileceği yönünde olduğunu, dava konusu markanın Sağlık Bakanlığı tarafından öngörülen üç harf farklılığı şartını dahi sağlamadığını, dava konusu markanın müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, müvekkili markaları tanınmış olduğundan dava konusu markanın haksız yarar sağlayacağını, davalı şirketin kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SCORPIRIN ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet ECOPİRİN ibareli markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında uyuşmazlık konusu 5.sınıf malların bilinçli ve dikkat düzeyi yüksek olan tüketicisi nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira Mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında farmasotik kimya bölümünden öğretim üyesinin de yer aldığı bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, taraf markalarında ortak olarak yer alan PİRİN ibaresinin etken madde olduğu, bu nedenle sırf bu ibarenin iki markada ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, bunun dışında markalarda yer alan scor ve eco ibareleri arasında ise bir benzerlikten de söz edilemeyeceği, taraf markaları benzer olmadığından, kullanım sonucu ayırt edicilik, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının sonuca etkili bulunmadığı gibi tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Taraf markalarının görsel, fonetik ve bütünsel olarak bıraktığı toplu intiba bakımından oldukça benzer olduklarını, markalarda aynı dizilişte 7 harfin ortak olduğunu, davalı tarafa ait “SCORPİRİN” markasının müvekkiline ait “ECOPİRİN” markasından esinlenerek oluşturulduğunu,

2. Davaya konu markaların kavramsal olarak karşılaştırılmamış olmasının eksiklik olduğunu, zira her iki markanın da Türkçe bir anlamı bulunmadığından, davalının markasına maruz kalan hedef kitlenin ilgili markayı müvekkilinin markası veya serisi zannedeceğini,

3.PİRİN ibaresinin asetilsalisilik asit etken maddesinden türetilmediğini veya aralarında herhangi görsel, işitsel veya kavramsal bir bağlantı olmadığını, ancak buna rağmen asetilsalisilik asit etken maddeli birkaç ilaç örnek gösterilip PİRİN ibaresinin yalnızca bu ibarelerde kullanıldığını ve bu nedenle de bu ibarenin etken maddeyi işaret ettiği genellemesinin hatalı olduğunu, ayrıca müvekkiline ait Ecopirin, Ecopirin Pro ve Ecopirin Protect ürünlerinin etken maddeden türetilmediğini ve aynı zamanda normal reçete ile satıldığını ve kontrole tabi olmadığını,

4. Tıbbi müstahzar emtialarının hitap ettiği tüketici kitlesinin sadece doktor ve eczacılar olmayıp aynı zamanda nihai tüketici olan hastalar olduğunu, müvekkili firmaya ait “ECOPİRİN” markalı seri ürünlerin reçete ile satılma zorunluluğu olmayan, keza ürünün beyaz reçeteli olduğunu, T.C.Sağlık Bakanlığının 04.06.2021 tarihinde yayınlanmış güncel olan “İzlemeye Tabi İlaçlar Listesi”nde yer almadığını, ekonomik değeri yüksek olmayan, toplumun her kesiminden, her yaş insan tarafından satın alınabilecek bir ilaç olduğunu, ilaç ürünleri son kullanıcılara eczaneler tarafından satılıyor veya ürün tercihleri aracılar tarafından etkileniyor ya da belirleniyor ise de son kullanıcıların bu ürünlerle farklı alım zamanlarında bile olsa karşı karşıya gelme ihtimalleri olduğundan karıştırılma ihtimali son kullanıcılar için de değerlendirilmesi gerektiğini,

5. Yargılamada sadece ilaç emtiası üzerinden bir inceleme yapılmış ve dava konusu diğer alt sınıflar yok sayıldığını, halbuki müvekkile ait marka ilaç üzerinde kullanılıyor olsa da davalı şirketin başvurusunun sadece ilaç emtiasında olmayıp dava konusu markayı hangi ürünler üzerinde kullanacağının belirli olmadığını,

6. Kamu sağlığı için önem arz eden ilaç sektörü gibi önemli bir sektörde 1-2 harf farklılığının iltibası önlemeye yeterli olmadığını, öyle ki uluslararası araştırmalar ile yanlış ilaç kullanımının %39 unun doktor ve eczacı kaynaklı olduğunu ve bu hataların kamu sağlığı ve güvenliği açısından vahim sonuçlar doğurduğunu,

7. İlaç markalarında ayırt ediciliğin basit bir fark oluşturularak sağlanamayacağını, kaldı ki T.C.Sağlık Bakanlığının yerleşik uygulamasına göre, ilaç ruhsat başvurularında, piyasada ruhsatlı olarak satılan ilaç isimlerinden “en az üç harf farklı olmak koşuluyla” bir ilaca ruhsat verebileceğini, itiraza konu “SCORPİN” markasının T.C.Sağlık Bakanlığı tarafından öngörülen üç harf farklılığı şartını dahi sağlamadığını,

8. Müvekkiline ait “ECOPİRİN” yerine davalıya ait “SCORPİRİN” ürünün satın alınması şeklinde yalnızca dar anlamda karıştırma ihtimalinin göz önüne alındığını, halbuki karıştırma ihtimali ürünlerin arkasındaki teşebbüslerin karıştırılması ve hatta bu iki teşebbüsün ayrımına varılsa dahi teşebbüsler arasında idari – ekonomik bir iş birliği algısının araştırılmadığını,

9. İlaç sektöründe bu kadar aktif ve tercih edilir müvekkili markası varken markaya iltibas düzeyinde benzer dava konusu markanın aynı ve benzer sınıflar nezdinde piyasada bulunmasının, markanın müvekkile ait olacağı yönünde algı yaratacağını, davalı şirket bu karıştırma sayesinde müvekkiline ait markanın garanti, kalite ve reklam işlevlerinden haksız yarar sağlayacağını,

10.Davalı tarafın kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaları ile tanınmışlığa ilişkin iddialarının ispatlanamadığı yönündeki kanaat haksız olup sunulan deliller ve somut gerçeklerle örtüşmediğini, internette yapılan kısa bir araştırmada dahi müvekkilinin ürününün tanınmışlığına ve halk arasında ne denli bilinen bir ürün olduğuna dair kanıtlar görüleceğini belirtilerek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının SCORPİRİN ibareli marka tescil başvurusuna karşı davacının ECOPİRİN PROTECT ve ECOPİRİN ibareli markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itirazın TPMK YİDK tarafından nihai olarak reddi üzerine TPMK YİDK'nın 29.01.2018 tarihli ve 2018-M-439 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
 

 

 

 

 

11. Hukuk Dairesi         2015/2910 E.  ,  2015/8264 K.

  •  


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/11/2014
NUMARASI : 2013/43-2014/312

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sinasi Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/11/2014 tarih ve 2013/43-2014/ 312 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince davalı TPE nezdinde 5. ve 10. sınıfta yer alan birtakım emtiaları kapsar biçimde “A.S. R.+şekil” ibareli marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, davalı N. P. şirketinin itirazı üzerine YİDK tarafından marka başvurusunun “S. R.” ibaresinin davalı şirket adına ABD'de tescilli olduğu müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, davalı şirket adına tescilli S. R. ibareli bir markanın bulunmadığını, bu ibarenin cins, vasıf bildirici bir ibare olduğunu, nitekim davalı şirket tarafından Amerikan Marka Ofisi nezdinde yapılan marka başvurularının bu gerekçeyle reddedilmesi nedeniyle davalı şirketin ancak “N. S. R. A C. A. N. K.” ibareli markayı adına tescil ettirebildiğini, S. R. ibaresinin başka firmalar tarafından da herhangi bir izin almaksızın şemsiye markalar altında kullanıldığını, esasında bu ibarenin tıp literatüründe uzun yıllardan beri kullanılagelen burun temizleme kitlerini tanımlayıcı bir ibare olduğunu, nihayetinde doktor, eczacı gibi nitelikli meslek sahipleri aracılığıyla bu ürünlerin kullanıldığını, müvekkilinin kendi markası yanında bu ibareyi kullanması nedeniyle kötü niyetli bir kullanımdan söz edilemeyeceğini ileri sürerek TPE YİDK tarafından verilen 19.12.2012 tarih 2012-M-3282 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Neilmed Products vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı TPE vekili; iptali istenilen TPE kararının doğru olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin tek başına S. R. ibaresini marka olarak tescil ettirme çabalarının işaretin ilaçlar ve ilaç hazırlayıcı maddeler yönünden tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle ABD Marka Ofisince reddedildiği ya da davalı şirketin başvurudan vazgeçtiği, davalı şirketin bu ibareyi N. S. R. olarak yani firma ticaret unvanıyla birlikte marka olarak tescil ettirebildiği bu ibarenin piyasada yer alan firmalarca kendi ürettikleri ilaçlarda serbestçe kullanıldığı, ibarenin burun temizlemekte kullanılan tedavi yöntemine ilişkin olduğu, Ankara 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/105-2012/85 Esas -Karar sayılı dosyasında davacının başvuruya konu markasını bazı tedavi gerekçeleri ve ilaçlarda kullanımı nedeniyle açılan haksız rekabet davasının reddedildiği, davacı kullanımının KHK'nın 12. maddesi çerçevesinde iyi niyetli kullanım olduğu gerekçesiyle TPE YİDK tarafından verilen 2012-M-3282 sayılı kararın iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.