11. Hukuk Dairesi 2021/5668 E. , 2023/342 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1529 Esas, 2021/790 Karar
DAVA TARİHİ : 28.12.2017
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/5 E., 2019/175 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... ibareli markasını 03, 05, 10, 29, 42, 44 sınıflarda 28.12.2012 tarihinden itibaren adına tescil ettirdiğini, davalı firma tarafından yapılan... ibareli dava konusu başvuruya müvekkillerinin ... ibareli markaları gerekçe gösterilerek yapılan itirazın YİDK’nın 2017-M-9537 sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı firmanın başvuruda bulunduğu markanın müvekkili markasına benzerliği nedeniyle davalının haksız kazanç sağlama saikiyle hareket ettiğini, her iki markanın kullanıldığı ilacın etken maddesinin ibuprofen olduğunu ve ayrıca her iki ilacın da pediatrik soğuk algınlığı için kullanıldığını, davaya konu marka ile müvekkilinin ... ibareli markasının görsel, anlamsal ve fonetik olarak iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın ... markası ile müvekkilinin... markası arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markalarda yer alan tek ortak ibarenin “ibu” ibaresi olduğu ve bu ibarenin her iki markanın emtia listesinde olan ilaçların etken maddesi olan “ibuprofen” maddesinin ön eki olduğunu, “ibu” ibaresinin tanımlayıcı bir ibare olması dolayısıyla ayırt ediciliğinin olmadığını ve geriye kalan ...ve ...ibarelerinin karıştırılma ihtimali yaratmayacak ölçüde birbirinden farklı olduğunu, dava konusu markaların ilaç markası olması dolayısıyla eczacı ve doktorlardan oluşan bilinçli tüketici kitlesine hitap ettiğini ve bu tüketici kitlesi bakımından yeterli ayırt ediciliğin bulunduğunu, “ibu” ibaresinin etken madde ve “...” ibaresinin ilaç markalarında yaygın kullanımı bulunması nedeniyle davacı markasının zayıf marka olduğunu, markaların düşük seviyede ayırt edici olan “ibu” ibaresini paylaştığından karıştırılma ihtimali değerlendirilmesinde örtüşmeyen bileşenlerin benzerlikleri/farklılıklarının ve ayırt ediciliklerinin ele alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2016/54213 sayılı “IBUCOLD” ibareli marka başvurusu ile davacı yana ait İBU...markası arasında 05. sınıfta yer alan “İnsan sağlığı için ilaçlar” emtiaları yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmayıp kendi içinde çelişkili olduğunu, hedef kitlenin doktor ve eczacı olduğuna ilişkin tespitin yerinde olmadığını, başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkilinin markasının bilinirliğinin bulunduğunu ve bunun incelenmediğini, doktor ve eczacılar arasında karışıklığa yol açacağını, bu ilaçların reçetesiz satıldığını ve alıcıların ortalama tüketici olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının başvurusuna konu... ibaresi ile davacının itirazına mesnet ... ibareli markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas bulunmadığı, zira her iki markada ortak bulunan “ibu” ibaresinin “ibuprofen” ilaç etken maddesinden türetilmiş olması nedeni ile karşılaştırmada dikkate alınamayacağı, ...ve ...barelerinin de markalar arasındaki farklılaştırmayı yeterli oranda sağladığı, taraf markalarının aynı etken maddeden üretildiği ortak algısının ötesinde bütünsel bakış açısıyla farklı anlamlar taşıdıkları gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu beyan ve delilleri tekrar ederek ve re’sen nedenlerle usul ve kanuna aykırı bulduğu kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava,YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi 2023/3854 E. , 2024/6116 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/527 Esas, 2023/478 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/141 E., 2020/255 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2018/57387 sayılı "HEXAXIM" ibareli marka başvurusunun davalı şirketin 2018/37305 sayılı "HEXARIN" markası mesnet gösterilerek yaptığı itiraz üzerine davalı TÜRKPATENT YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, "HEXAXIM" ve "HEXA-" ibareli türev markaların müvekkili tarafından yaratıldığını, markaların gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, "HEXAXIM" markasının başta WIPO ve EUIPO olmak üzere çok sayıda ülke marka kurumu nezdinde 2006 yılından bu yana tescilli olduğunu, kazanılmış hak iddiasının YİDK kararında dikkate alınmadığını, dava konusu markaların aynı veya benzer olmadığını ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, başvurunun müvekkilinin eski tarihli markalarının serisi niteliğinde olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 01.08.2019 tarih ve 2019-M-6744 sayılı kararının iptaline, “HEXAXIM” ibareli marka başvurusunun tescil talep edilen tüm mallar bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markaların işitsel ve görsel olarak benzer olduğunu, her iki markanın da "HEXA" ibaresiyle başlaması sebebiyle iltibasın doğduğunu, iki markanın da ilaç sektörü ile ilgili olduğunu, 05. sınıf malları kapsadığını, yani malların da aynı olduğunu, dava konusu markaların kullanım alanlarının farklılığı ile aralarında kavramsal fark olduğu iddialarının yerinde olmadığını, burada ilaçların etken maddesinin değil sınıflarının dikkate alınması gerektiğini, "HEXA" ibaresi geçen markaların davacı tarafından yaratıldığı ve bu sebeple bu markaların gerçek hak sahibinin davacı olduğu yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, marka işaretleri ve markalar kapsamındaki malların benzerliği karşısında bu ilacı kullanacak sağlık personelinden iki markayı karıştırmamasını beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2018/57387 sayılı marka başvurusuna ait "Farmasötik ürünler, aşılar." emtialarının, redde mesnet alınan 2018/37305 sayılı markanın koruma kapsamı altında bulunan "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler." emtialarının kapsamı altında bulunan emtialar oldukları, bu nedenle karşılaştırılan emtiaların ayniyet derecesinde benzer olduğu, bu emtiaların doktorlar, veterinerler ve eczacılara hitap eden ilaç emtiaları oldukları, ilaç emtialarının reçeteli veya reçetesiz satılabilecekleri, reçetesiz satılma ihtimalinde eczaneden temin edilecekleri, enjeksiyon yani aşılamanın eczanelerde dahi yapılması yasak olup reçeteye tabi bu ilacın hastane ve aile hekimlikleri tarafından uygulanabileceği, aşılamanın resmi aşılama prosedürüne tabi olduğu ve sistem dahilinde takip edildiği ve bir doktor ya da hemşire tarafından yapılabileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.11.2019 tarih ve 2019/255 E-2019/7023 K. sayılı kararı ile onanan Ankara BAM 20. Hukuk Dairesinin 08.11.2018 tarih ve 2018/478 E.- 2018/1157 K. sayılı kararında 5. sınıfın 1. alt sınıfında bulunan emtiaların genel olarak farmasötik ürünler olup, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından ruhsatlandırıldıktan sonra, doktorlar tarafından reçetelendirilip eczacılar tarafından hastaya verildiği, dolayısıyla iltibas tehlikesi bakımından mesleki ihtisas sahibi doktor ve eczacıların dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılması gerektiğinin kabul edildiği, söz konusu alt sınıfta bulunan emtiaların doktor, veteriner ve eczacı gibi ihtisas sahibi kimselere hitap eden veya eczacı vasıtasıyla hastaya ulaştırılan emtialar oldukları, dolayısıyla söz konusu uzman kimselerin bilinç düzeyi dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği, doğrudan hastaya hitap eden emtialar olmadıkları, taraf markalarında ortak olarak bulunan "HEXA" ibaresinin "altı/altılı (grup)" anlamına gelen bir ön ek olduğu, bu anlam itibariyle "HEXA" ibaresinin bir etken maddeden türetilmediği ve fakat ilacın örneğin 6 farklı virüse karşı etkili olduğuna işaret eden ya da altı aylık bebek için üretilmiş bir ürün olduğuna atıfta bulunan bir ön ek olmakla ayırt ediciliğinin düşük bir ibare olduğunun söylenebileceği, "HEXA" ibaresi dışındaki eklerin birbirinden farklı olduğu, davaya konu farmasötik ürünler ve aşıların hitap ettiği uzman kimselerin ihtisas sahibi olmaları nedeniyle ulaştıkları yüksek bilinç düzeyi dikkate alındığında karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde benzerliğin bulunduğundan bahsedilemeyeceği, SMK'nın 6/1. maddesi hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacının önceki tarihli markalarının müktesep hak şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2019-M-6744 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; markaların benzer olduğunu, Kurum kararının hukuka uygun olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, taraf markaları görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu ve aynı emtiaları kapsadıklarını, kavramsal benzerlik değerlendirilirken sadece markanın hangi ilaçlar emtiasında tescilli olduğunun incelenmesi gerektiğini, başvurunun iltibas yaratmayacağı iddiasının yerinde olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekilleri temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 92 nci ve 114 üncü maddeleri
2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi 2023/4162 E. , 2024/6163 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/396 Esas, 2023/397 Karar
HÜKÜM : Kararın kaldırılması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/379 E., 2020/286 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı TÜRKPATENT vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin CIPROLAKS markasına ilişkin 5. ve 35. sınıflarda yaptığı marka başvurusuna davalı Pharmactive İlaç san. ve Tic. A.Ş.'ye (''Pharmactive'') ait “CIPROFLAX” ibareli ve ...'ye ait “CIPRALEX” ibareli markaları mesnet gösterilerek yapılan itirazlar sonucunda; marka başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca karıştırılma ihtimali sebebiyle YİDK tarafından kısmen reddedildiğini, markayı bilen sağlık sektöründeki kişilerin iş bu ilacı veetken maddesini bilen kişiler olacağını, bu halde ilaç markalarındaki iltibas değerlendirmesinin dar yorumlanması gerektiğini, INN isimlerinin Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen, ilaçlardaki etken maddenin veya farmasötik maddelerin belirlenmesini sağlayan isimler olduğunu, bu isimlerin uluslararası düzeyde kabul edilmiş olup, kimsenin mülkiyetine geçemeyeceğini, bu nedenle CIPROFLOXACIN ibaresinin ilaç ürünleri bakımından marka olamayacağını, başkaca birçok firma tarafından kullanılan "CIPRO" ibaresinin INN kökü olup hiçbir marka sahibinin bu ibare üzerinde mutlak hak iddia edemeyeceğini, müvekkili markasında ve redde mesnet markalarda ortak olarak yer alan "CIPRO" kelime unsuru ile TÜRKPATENT nezdinde tescilli birçok marka kaydının yer aldığını, ilacın etken maddesinin adından üretilen markaların zayıf marka olduğunu, zayıf marka seçen kimsenin sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, işbu davaya konu markalarda yapılacak ufak değişikliklerle ayırt edicilik sağlanabileceğini, uyuşmazlık konusu markalara kelime bazında bakıldığında tüm bu markaların ilacın etken maddesinden meydana geldiğini, bu bakımdan davacı şirketin markada yaptığı değişiklikle markayı ayırt edici kıldığını, başvuruya konu markanın, şekli unsur ön planda olacak şekilde ayırt edici ve dikkat çekici karaktere sahip olarak kullanıldığını, ayrıca markanın tasarlanmasında oluşturulan renk kombinasyonu ile bir bütün oluşturduğunu belirterek YİDK kararının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Pharmactive vekili cevap dilekçesinde; markaların aynılık derecesinde benzer olduğunu, karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceğini, ilaç markalarında etken madde adından marka türetilmesinin sık karşılanan bir durum olduğunu, ancak bu durumun markalar arasındaki benzerlik derecesinin yüksek olma durumunu bertaraf etmeyeceğini, bununla birlikte etken madde adının tıp, eczacılık sektöründeki herkes tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, tüketici kitlesi arasında doktor ve eczacılar bilinçli tüketici kitlesi olarak kabul edilse de nihai tüketici olanların yine hastalar olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, tüketici kitlesinin taraf markalarının farklı olduğunu anlasa dahi markalar arasında işletmesel bağlantı bulunduğunu zannetmeleri durumunun söz konusu olduğunu, davacı şirket tarafınca "CIPRO" ibaresinin INN kökü olduğunun iddia edildiğini, buna karşın “Farmasötik Maddelerin Uluslararası Mülkiyeti Haiz Olmayan İsim (INN) Seçiminde Eklerin Kullanılması” başlıklı yayında CIPROFLOXACIN için korunan ekin "OXACIN" olduğunun belirtildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemişti
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; markasının tanınmış hale geldiğini, müvekkilinin itiraza mesnet markasının kökünün "CIPRO" değil "CIPRA" olduğunu, "CIPRO" ile başlayan markaların zayıf marka olarak korunacağı iddiasının INN kökünden türemeyen "CIPRALEX" markası için geçerli olmayacağını, zira davalı markasının kullanıldığı ilacın etken maddesinin ESSILATOPRAM olduğunu, bu bakımdan müvekkili markasının özgü ve ayırt edici gücünün yüksek olduğunu, bu sebeplerle dava konusu marka ile müvekkili şirkete ait markanın benzerliğinin kök kelimeden değil bütünsel benzerliğinden kaynaklandığını, SIPROLAKS ve SIPRALEKS olarak telaffuz edilen uyuşmazlık konusu markalar arasında işitsel bakımdan benzerliğin mevcut olduğunu, okunaksız yazılmış reçetelerde markaların benzer olmasının daha fazla hataya sebep olacağını, geri ödemesi olmayan ürünlerinin reçetelerinin veya özel sağlık kuruluşlarında yazılan reçetelerin elektronik ortamda yazılması gerekmediğini, uygulamada elle yazıldığını, ülkemizde hastaların reçetesiz ilaçları doğrudan eczaneden tedarik edebilmelerinin mümkün olduğunu veya kulaktan kulağa ilaç tavsiye edildiği gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda taraf markalarının ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği, bu durumun da ciddi sıkıntılara yol açacağını, müvekkili şirkete ait markanın münferit ürünlerden bağımsız olarak yoğun bir şekilde kullanıldığını ve ilaç piyasasında tanınmış hale geldiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa ait marka başvurusunda yer alan "5 inci sınıf: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimyasal elementler" mallarının davalılara ait markaların emtia listesinde birebir yer aldığı, dava konusu markanın esas unsuru olan "CIPROLAKS" ibaresi ile diğer davalılara ait mesnet markaların esas unsurları olan "CIPRALEX" ve "CIPROFLAX" ibarelerinin benzer harf içerdiği, buna karşın taraf markaları bütün olarak değerlendirildiğinde görsel bakımdan benzer olmadıkları, markalar arasında işitsel benzerlik bulunmadığı, taraf markalarının türetildiği "cipra" ve "cipro" ibarelerinin anlamlarının bulunmaması nedeniyle markalar arasında anlamsal benzerlik ve ortalama tüketiciler nezdinde ilişkilendirime ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 05.09.2018 tarih ve 2018-M-7374 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TÜRKPATENT vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru ile müvekkilinin itiraza mesnet markasının benzer olduğu, davacı markasının yeşil renk ile yazılmasının markaların görsel olarak benzer olmadığı gerekçesi olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sundukları uzman raporunun değerlendirilmediğini, başvurunun iltibas oluşturduğunu, YİDK kararının yerinde olduğunu, müvekkili markasının etken maddesinin farklı olduğunu, ilaçlara reçetesiz ulaşmanın mümkün olmadığının doğru olmadığını, yerel mahkeme kararının aksine eczane ve hekimler nezdinde de karıştırılma ihtimali doğabileceğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markalar arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiğini, taraf markaları arasında özellikle başlangıç kısımlarındaki ve markaların devamındaki ortak harfler nedeniyle görsel benzerlik ve başvuru markasının "SİPROLAKS", davalı şirketlerin markalarının ise SİPROFLAKS" ve "SİPRALEKS" olarak telaffuz edilmelerinden kaynaklı işitsel benzerlik bulunduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına dayanılarak taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, raporda belirtilen taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı ve "eczacının reçetede yazan ilaç yerine başka bir ilaç vermesi halinde faturalarını gönderdiği ilgili kurumdan eczaneye geri ödeme yapılamayacağından eczacıların etken maddeleri aynı olsa bile ilaç isimlerini karıştırmaları olası görülmemektedir" şeklindeki görüşün yeterince gerekçelendirilmediği kanaatine ulaşıldığı gibi raporda tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibarelerin etken madde adından türetildiğine ilişkin herhangi bir açıklamaya da yer verilmediği, davalılardan H.Lundbeck A/S tarafından dosyaya sunulan uzman görüşünde ise, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, itiraza mesnet "CIPRALEX" markasının etken maddesinin "CIPROFLOXACIN" olmadığı, bu markanın INN adından bağımsız olarak değerlendirilmesinin gerektiği, kaldı ki söz konusu etken maddede DSÖ tarafından korunan unsurun da "CIPRO" değil "OXACIN" olduğunun anlaşıldığı belirtildiği, taraf markalarının herhangi bir etken madde adından türetilmediği, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira davacının "CIPROLAKS" ibareli marka tescil başvurusu ile davalıların "CIPROFLAX" ve "CIPRALEX" ibareli markaları arasında, ibarelerin ortalarında yer alan birkaç harf değişikliği veya ibarelerin sonunda yer alan "KS-X" harf değişikliği dışında herhangi bir farklılığın bulunmadığı, bunların da başvuruyu itiraza mesnet markalardan yeterince farklılaşmadığı, başvuruda iltibas tehlikesini bertaraf edecek başkaca bir unsurun yer almadığı, bu durumda işaret benzerliği şartının da gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesi ile davalı TÜRKPATENT ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; markaların benzer olmadığını,TÜRKPATENT kayıtlarında ''CİPRO'' ibaresini taşıyan onlarca marka olduğunu, hukukta istikrar ve belirlilik ilkesi gereğince müvekkil markasının tescilinin gerektiği, dava konusu ilacın ancak bir doktor tarafından reçete edilmek suretiyle eczanelerde satılabildiğini, bu nedenle ilaç markalarındaki iltibas değerlendirmelerinin dar yorumlarınması gerektiğini, mahkemece verilen kararın Yargıtay kararları ile uyumlu olduğunu, istinaf mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmının eksik olduğunu, denetlenebilir olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi 2022/1293 E. , 2023/4774 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/352 Esas, 2021/1511 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/205 E., 2019/37 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/35010 sayılı "CEFROX" ibareli marka başvurusuna davalı şirketin 2005/52465 sayılı ve "CEFİREX" ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek, başvurularının reddine karar verildiğini, bu ret kararına karşı yeniden inceleme taleplerinin nihai olarak reddedildiği, oysa CEFROX ve CEFIREX markalarının etken maddesinin CEFUROXIME Sodium olduğunu, dava konusu markaların etken maddeden yola çıkılarak oluşturulduğunu, bu tür markaların zayıf marka niteliğinde bulunduğunu, koruma kapsamlarının dar olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu yönde bulunduğunu, davalı Kurum nezdinde 5 inci sınıfta tescilli CEF ile başlayan birçok markanın tescilli olduğunu, ayrıca dava konusu mallar bakımından ilgili tüketici kesiminin doktor ve eczacılardan oluştuğunu, ilaveten dava konusu ilaç tablet şeklinde olmayıp kas içine enjekte edildiğinden hastanın bu ilacı doktor, eczacı ya da sağlık görevlisi olmadan kullanmasının mümkün bulunmadığını, kullanım talimatında da bu durumun açık olduğunu, bu itibarla dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptale karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markaların benzer olduğunu, seri marka imajı yarattığını, davalı markasının etken maddesinin CEFUROXIME SODİUM olmadığını, SEFDINIR ve KLAVULANİK ASİD olduğunu, davalı markasının ilaç etken maddesinden türetilmediğini, bu sebeple zayıf marka olarak değerlendirilemeyeceğini, kaldı ki ilaç etken maddesinden türetilse bile sonraki markanın önceki tarihli markayı ihlal edecek nitelikte 05. sınıfın tüm mallarını kapsadığını ve davacı markasının kas içine enjekte edilen bir ilaç olarak sınırlandırılmadığını, markanın cari kullanımına yönelik beyanların davanın niteliği itibariyle dikkate alınamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) vekili; dava konusu markalar arasında benzerlik bulunduğunu ve aynı malları kapsadıkların, Kurum kararının usul ve kanuna uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamındaki çekişmeli 05. sınıftaki malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer oldukları ancak marka işaretleri benzer olmadığından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı, dava konusu markaların bilinen bir anlamı olmadığından kavramsal benzerlikten söz edilemeyeceği gibi işaretlerin başlangıç kısımlarında ortak olarak yer alan ve CEF ekine bağlı bir benzerlikten de söz edilemeyeceği, CEF ekinden sonra gelen ROX – İREX harflerinin yeterli derecede farklı olduğu, CE-Fİ-REX (SE-Fİ-REKS) ve CEF-ROX (SEF-ROKS) olarak telaffuz edilecek işaretlerin işitsel ve görsel olarak benzerlik içermediği, ayrıca davacının CEFROX markalı ilacının kas altına enjekte edilen tipte olup doğrudan bir sağlık çalışanı eliyle kullanılabilirken davalının CEFİREX ilacının tablet şeklinde olduğu hekim tarafından yazıldıktan sonra eczaneden alınarak bizzat hasta tarafından kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; markaların yeterince farklılaşmadığını, karıştırılacağını, YİDK kararının iptali gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; markalar arasında benzerlik bulunduğunu, aynı harf ile başladığını, aynı harf ile bittiğini, karıştırılacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEF" ibaresinin etken madde olduğu, bu nedenle sırf bu ibarenin iki markada ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, bunun dışında markalarda yer alan "ROX" ve "İREX" ibareleri arasında da benzerlikten söz edilemeyeceği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.








