11. Hukuk Dairesi         2022/5570 E.  ,  2024/2076 K.

"İçtihat Metni"


İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/449 Esas, 2022/909 Karar

HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/7 E., 2021/221 K.

Taraflar arasındaki markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi durdurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli olan "ZİNCO" esas unsurlu markalarını ilk olarak 1996 yılında kullanmaya başlamış olup, bu çerçevede 99İ016862 sayılı "berkozinco", 2003/15027 sayılı "zinfo-c", 2003/25288 sayılı "zinfo-c", 2003/25291 sayılı "berko zinco-c", 2003/33993 sayılı "berko zinco c", 2004/18865 sayılı "zinco-f", 2004/28453 sayılı "berko zinco-mv", 2005/24413 sayılı "zinfo-c plus", 2005/25848 sayılı "zinco-c plus", 2006/51816 sayılı "zinfo-c", 2006/51846 sayılı "berko zinco c", 2007/12761 sayılı "zinco-c omega", 2007/25863 sayılı "Zincomega", 2007/51095 sayılı "Zincomega", 2008/20911 sayılı "Zinco", 2008/06897 sayılı "Zincomega Adia", 2008/16515 sayılı "Zincomega Folic", 2008/16519 sayılı "Zincomega Garlic", 2008/16532 sayılı "Zincomega Ginkgo", 2008/16547 sayılı "Zincomega Ginseng", 2008/16550 sayılı "Zincomega Humulus", 2008/16559 sayılı "Zincomega Lutein" markalarını Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 05 ve 29. sınıfları da dahil olmak üzere çeşitli sınıflar için tescil ettirdiğini, markanın piyasada bilinirliğini sağlayan bu markayı piyasaya kazandıranın müvekkil şirket olduğunu, bu sebeple marka üzerindeki öncelik hakkının müvekkil şirket olmakla birlikte gerçek hak sahibinin de müvekkil şirket olduğunu, davalı şirketin "ZINCOVER" ibareli ilaçlarının müvekkil markalarına neredeyse ayniyet derecesinde benzer olduğunu, söz konusu zincover ibaresinin müvekkilin seri markalardan biri olarak algılanma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, davalı kullanımı ile müvekkili zinco esas unsurlu markaları arasında benzerlik olduğu ve toplumda aynı marka izlenimi uyandırdığını, ilgili markalar bakımından davalı tarafın markaya tecavüz niteliğindeki zincover ibaresinin kullanım ve eylemlerinin tespiti ile durdurulması, giderilmesi ve önlenmesini, davalının zincover ibaresini kullanmasının haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitini, haksız rekabet niteliğindeki eylemlerinin giderilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yaklaşık 10 yıldır ZİNCOVER adlı ve ilaç vasıflı pediatrik şurubu aralıksız ve fasılasız üretmekte ve satmakta olduğunu, T.C.Sağlık Bakanlığı'na 2005 tarihinde başvuruda bulunulduğunu ve "zincover pediatrik şurup adlı ilaca ait yeterli tıbbi müstahzarlar ruhsatnamesi" verildiğini, yine T.C.Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'nün 19.12.2005 tarihli belgesiyle "ZİNCOVER PEDİYATRİK ŞURUP" adlı ilaca satış izni alındığını, davacının rakip firma olduğunu ve müvekkil ile aynı sektörde ve aynı ürün segmentinde (pediyatrik şurup) faaliyet gösterdiğini, davacının zincover ibareli şurup üretme hakkına sahip olmadığını ve müvekkilin ruhsat sahibi olduğunu bile bile müvekkil zararına hareket etmek kastıyla zincover ibareli markayı 05. sınıfta adına tescil ettirdiğini, bu suretle ilaç üreticisi müvekkilinin üretim ve satış yapmak hakkını elinden almaya çalıştığını, davacı tarafından kötü niyetle tescil ettirilen 2009/30241 no.lu ZİNCOVER ibareli markanın hükümsüzlüğü davası açıldığını, ilacın etkin maddesi olan çinko ibaresinin tanımı "zinc" ibaresi üzerinde davacının hak sahibi olmadığını, ilaç markalarında etkin madde ibarelerinin ilacın yaygın adı olup bu isimin kamuya ait olduğunu, ilacın etkin maddesinin kullanıldığı ilaç markalarının "zayıf marka" mahiyetinde olduğunu ve ayniyet kriterinde birebir ayniyetin arandığını, hitap edilen tüketicinin doktorlar ve eczacılar olduğunu, davacı ve tüm tacirlerin çinko etken maddesini içeren ilaçlar ürettiği müddetçe elbette "zinc" ibaresini kullanmak mecburiyetinde olduğunu, zira "çinko" kelimesinin başkaca bir anlatımı olmadığını, davacının adeta "çinko (ZİNC) " kelimesini tekeline almaya çalışmakta ve piyasada çinko ibaresinin asıl etkin madde olduğu hiçbir ilacın üretim ve satışının yapılmamasını istediğini, taraf kullanımlarının birbirinden farklı olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markasından farklı olarak davalının markasal kullanımında aynı etken maddeden türetilen "ZİNCOVER" ilaç markasının doktor ve eczacıdan oluşan uzman kullanıcı kesimi dikkate alındığında iltibas ihtimali oluşmayacağı, davalının kullanımının, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun)'nun 7 ve 29 uncu maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz ve bu suretle haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "zinco" esas unsurlu markaları tanınır hale getirdiğini ve mezkur markaya ayırt edicilik kattığını, "ZINCO” asıl unsurlu ürünler bakımından müvekkili şirketin 1990'lı yıllardan bu yana yoğun kullanımı ve tanıtımı sebebiyle davaya konu marka üzerinde üstün ve öncelikli hak sahipliği bulunduğunu, “ZİNCO” ibaresinin müvekkili firma tarafından ihdas ve istimal edildiği tarihin 03.12.1993 tarihi olduğunu, davalı şirketin “zincover” isimli tescilli bir markasının bulunmadığını, ”ZINCOVER” markasının da “ZINCO” esas unsurlu markanın seri markası olduğunu, ayrıca 07.02.1997 tarihinden itibaren “ZINCO” esas unsurlu çok sayıda markanın 07.02.1997 tarihinde başlamak suretiyle seri olarak tescil ettirildiğini, müvekkili şirkete ait ZİNCO asıl unsurlu seri markaların aldıkları ilaveler ile yoğun bir tanıtım ve kullanımının bulunduğunu, ZİNCO markası sebebiyle ZİNCOFİSH ibaresinin marka olarak tesciline izin verilmediğini ve hukuk güvenliği ilkesi gereğince tamamen kötü niyetle kullanılan “ZİNCOVER” isminin kullanımının da korunmaması gerektiğini, müvekkili şirketin yaptığı büyük yatırımlar, yayınlar, tanıtım ve reklam faaliyetleri sonucunda ZINCO markasını maruf hale getirdiğini, davalı şirketin çinko anlamına gelen "ZINC" ibaresi yerine müvekkilİ şirketin 1996 yılından bu yana kullanmak suretiyle maruf hale getirdiği "ZİNCO" ibaresini kullanarak "ZİNCOVER" ibaresini türetmesinin kötüniyetini ve müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlanma amacını taşıdığını, davalı şirketin "ZİNCOVER" ibareli ilaçları müvekkilinin "ZİNCO" esas unsurlu markaları ile ayniyet derecesinde benzer olup, söz konusu "ZİNCOVER" ibaresinin müvekkilin seri markalarından biri olarak algılanma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, müvekkili şirkete ait “ZİNCO” ve “ZİNCO” esas unsurlu markaların reçetesiz satılan, her ebeveynin ve tüketicinin bildiği ve bilebilecek durumda olduğu, dolayısıyla hedef kitlenin orta seviyedeki tüketici olduğunu, orta seviyedeki tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, açıklanan sebeplerle davalı şirketin "ZİNCOVER" ibaresini kullanımının, müvekkilin "ZİNCO" esas unsurlu markaları bakımından marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, eksik inceleme ile verilen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek davacı gerekse de davacının ilaç firmaları oldukları ve iştigal alanları ve markalarının ilaç üzerine olduğu, davalı tarafından “Zincover” ibaresinin marka tescili olmadan 2005 yılından bu yana T.C.Sağlık Bakanlığından alınan ruhsatname ile pediatrik şurup adlı ilaca ait ürün üzerinde kullanılmakta olduğu, davacı tarafın Zincover ibareli hükümsüz kılınan markası olmakla birlikte, Zincover ibareli benzer bir ilacının (pediatrik şurup) olmadığı, her iki markanın hitap ettiği tüketici kitlesinin doktor ve eczacıdan oluştuğu, bunlar dışındaki kullanıcı kitlesininde ortalama tüketici profilinden daha bilgili ve seçici bir kitle olduğu, bu sebeple davalı markası açısından iltibasın ve markalar arasında benzerliğin varlığından bahsedilemeyeceği, davacı vekilinin marka tecavüzü iddiasının bu sebeple reddi gerektiği, diğer yandan davalının dava tarihine kadar 10 yıldır dava konusu şurubu üretmekte ve tescilsiz ama ruhsata uygun ilaç markasını kullanmakta olduğu, davacının dava tarihinden önce bu kullanıma karşı herhangi bir itirazı olduğuna dair dosyaya belge sunmadığı, bu süre boyunca davalının kullanımına sessiz kaldığı, bu durumda davacının, davalının dava konusu markasal kullanımına 5 yıldan fazla bir süre boyunca sessiz kalması sebebiyle hak kaybına uğramış sayılması gerektiği, bu hak kaybından dolayı davacının bu davayı açma hakkının da sona erdiği, bu durumda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, müvekkilinin ZİNCOVER ibareli markasının hükümsüzlüğüne ilişkin kararın işbu dava için dayanak oluşturmayacağını, müvekkilinin ZİNCO esas unsurlu markaları tanınır hale getirdiğini ve ayırt edicilik kattığını, davalının ZİNCOVER ibareli ilaçlarının müvekkilinin ZİNCO esas unsurlu markaları ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu ve iltibas ihtimali olduğunu, rapora itirazlarının giderilmediğini, ZİNCOVER markasına ilişkin hükümsüzlük kararı hükme esas alınmak suretiyle eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının ZİNCOVER ibareli markasal kullanımının davacının ZİNCO ibareli markalarına karşı tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 7 ve 29 uncu maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

11. Hukuk Dairesi         2015/6885 E.  ,  2015/13481 K.
"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/03/2014
NUMARASI : 2012/236-2014/32

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/03/2014 gün ve 2012/236-2014/32 sayılı kararı onayan Daire’nin 11/03/2015 gün ve 2014/17230-2015/3336 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin antibiyotik üretiminde kullanılan "cefditoren" molekülünün mucidi olduğunu, S......t isimli ürünlerin de müvekkili adına tescilli olduğunu ve Türkiye’de piyasaya sürüldüğünü, ayrıca patent sahibi olduğunu, davalı şirketin cefditoren molekülünü kullanarak ilaç üretmek üzere Sağlık Bakanlığına başvuruda bulunarak Sefdotin 200, 400 mg. film tablet ile 30 ve 50 mg. saşe ruhsatlarını aldığını sonrasında ilaç isimlerini Sefiten 200 ve 400 mg. film kaplı tablet olarak değiştirdiğini, en son ise ilaç isimlerini C..200 ve 400 mg film kaplı tablet olarak değiştirdiğini, bu ilaç isminin uluslar arası sözleşmelerle korunan C...INN’ine iltibasta bulunduğunu, C.... TPE nezdinde ilaç/06163 başvuru no ile 5. sınıfta koruma altına alındığını, cefiten ilaç isminin C.. INN ile benzerliği, işitsel ve görsel çağrışım yaptığını, sefiten ibaresinin de s.. ibaresinden türetildiğini, INN isimlere iltibas suretiyle oluşturulan markaların KHK 7. maddesine aykırılık oluşturduğundan mutlak red nedeni sayıldığını ileri sürerek davalı şirketin Sefiten/Cefiten markasının unsurlarının bir INN ekine INN köküne ve tıbbi bir terime atıfta bulunduğu, üründeki etken maddeyi doğrudan tanımladığını, ayırtedicilik unsur taşımadığı ve iltibas yarattığının tespitine, davalının bazı ürünlerinde Sefiten bazı ürünlerinde Cefiten isminin yer almasının kamu sağlığını tehdit eder nitelikte olduğunun tespitine, tescil edilmiş ise Sefiten markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markanın tescilli olmadığını bu nedenle hükümsüzlüğünün istenemeyeceğini, Cefiten isminin kamu sağlığını tehdit eder nitelikte olduğu iddiasının bu mahkemece değerlendirilemeyeceğini, ilaç isminin uygunluğunun Sağlık Bakanlığı, marka olarak uygunluğunun TPE tarafından incelenebileceğini, INN köklerinin ve hammadde isimlerinin bir markanın temelinde yer almasının uygulamada sık rastlanan bir durum olduğunu, Inn kökünden yararlanıldığını fakat Inn kökünün marka olarak alınmadığını, C... diye bir ürünün piyasada bulunmadığını, ayrıca ilaç markalarının karıştırılma ihtimalinin diğer markalara göre daha düşük olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 57,60 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 15/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
 

 

 

11. Hukuk Dairesi         2022/3150 E.  ,  2023/6700 K.

  •  


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2448 Esas, 2022/564 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/575 E., 2019/219 K.

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1984 yılından bu yana ilaç sektöründe faaliyet gösterdiğini, ülke çapında geniş bir dağıtım ağına sahip olduğunu, müvekkilinin "ZİNCO" markasını ilk defa 1996 yılında kullanmaya başladığını, Türk Marka ve Patent Kurumu (TPMK) nezdinde 05. sınıfta tescil edilmiş ve esas unsuru "ZİNCO" olan kırktan fazla markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin "ZİNCO" markasının tanınmış bir marka hâline geldiğini, hatta bu konuda kesinleşmiş yargı kararı da bulunduğunu, markanın tanınmışlığına yönelik faaliyetlerin dava dilekçesinde liste halinde sunulduğunu, davalı adına tescil ettirilen "ZİNCONET C" markasının müvekkilinin markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu ve müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanmasının oldukça yüksek ihtimal olduğunu, her iki tarafa ait markaları taşıyan ilaçların reçetesiz de satılabildiği için aralarında iltibas ihtimalinin güçlendiğini, davalı tarafa marka kullanımına son vermesi için ihtarname çektiklerini fakat bir sonuç alınamadığını iddia ederek davalı adına tescilli 2013/106945 nolu "ZİNCONET C"markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olup reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafa ait "ZİNCO" markasının tanınmış markalar için kabul edilmiş olan kriterleri karşılamadığını, "ZINCO" ibaresinin kelime anlamının ÇİNKO olduğunu, bu nedenle müvekkilinin markadan uzaklaşmak için "ZİNCONET C" ibaresini tescil ettirdiğini, markalar arasındaki görsel, biçimsel ve fonetik açıdan benzerlik olmadığını, halkın her iki marka arasında bağlantı kurmasının mümkün olmadığını, bu nedenle karıştırılma tehlikesinin olmadığını, davacı tarafın seri markası oluşturmasının markalar arasındaki benzerliği artırmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların markalarında geçen ZİNCO kelimesinin Türkçe'deki anlamı dikkate alındığında esasen çinko esaslı 5. sınıf ilaç ve gıda takviyesi grubu ürünlerde etken madde bileşeni olarak kullanılabilecek olması nedeniyle "ZİNCO" ibaresinin bir kişinin tekeline bırakılamayacağından aynı sınıf ürünler bakımından "ZİNCO" ibareli davacı markaları ile "ZİNCONET C+Şekil" ibaresi arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlikten söz edilemeyeceğinden ve ayrıca davacının 2007 51095 tescil numaralı "ZİNCOMEGA" markası dışındaki markalarının şekil unsuru içermeyen, yalnızca harflerle yazılmış markalar olduğu, davalının davaya konu markasının ayrıca ayırt ediciliğini sağlayacak şekilde şekil unsuru da içerdiği, davacının şekil unsuru içeren "ZİNCOMEGA" markasının ise görsel ve işitsel olarak davalının markası ile benzeşmediği, davacı adına tescilli "BERKO ZİNKO C" markalarında "BERKO" ibaresinin yer alması nedeniyle davalının markası ile benzer olmadığı, yine davacı adına tescilli "ZİNCO-C OMEGA" ve "ZİNCO-C PLUS"markalarında da "OMEGA" ve "PLUS" ibarelerine yer verilmiş olduğundan, davalının markasında ise "ZİNCONET" ibaresi kullanıldığından markaların farklı olarak algılanacakları, bu nedenlerle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu sebeple bilirkişi raporlarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez iki bilirkişi heyet raporunda da bilirkişilerin sonuç olarak müvekkili şirkete ait ZİNCO markasının ilaç sektöründe tanınmış marka olduğunu ve markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin olduğunu ve davalı adına tescilli markanın 05. sınıfta yer alan emtialar yönünden hükümsüz kılınabileceği görüşünde olduklarını ve hedef kitlenin ortalama düzeydeki tüketici kitlesi olması gerektiğini belirttiklerini, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin kararının gerekçesinde belirtildiği üzere iltibas değerlendirmesi kendi hukuki bilgisi ile çözümlenecek idi ise iki kez bilirkişi raporu alınmaması gerektiğini, Prof. Dr. ...'in dosyada mübrez uzman görüşünde, “Çinkonun dünya üzerinde pek çok ülke dillerindeki karşılığı ”zinc” olup ”zink” şeklinde telaffuz edildiğini, yine bilindiği üzere, ecza ve kimya alanında ürün isimleri İngilizce ve/veya Latince olarak anıldıklarını, çinkonun da İngilizce karşılığının “zinc” olduğunu, zinkonun çinko anlamına gelmediğini ve Berko İlaç tarafından yaratılan ticari bir marka olduğu tespitinde bulunduğunu, Mahkeme kararında zinkonun çinko anlamında olduğu ve kimsenin tekelinde olamayacağı belirtilmiş ise de, zinkonun değil, ZİNK'in karşılığının çinko olduğunu, müvekkilinin 3, 5, 10, 22, 29, 44 ve diğer sınıflarda tescilli ve başvuru aşamasında olan 300 adet markasının bulunduğunu, Sağlık Bakanlığı'ndan alınan 24.04.1996 tarihli ruhsatname ile markayı ilk 1996 yılından beri kullanmaya başladığını, müvekkilinin özellikle çocuklar için ilaç ve takviye ürün üretim ve satışı yaptığını, bu nedenle ebeveyn tarafından bilinirliğinin çok yüksek seviyede olduğunu, 2011/31 E, 2012/182 K. sayılı kararda, müvekkilinin markasının tanınmış kabul edilemez ise de kullanımla ayırt edicilik seviyesinin yüksekliğinin kabulü gerektiğinin, Zinkofish markası ile müvekkili markası arasında işletmesel bağlantı bulunduğu yanılgısına neden olacak bir benzerlik seviyesinin bulunduğunun, işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu gibi genel izlenim ve algılanış itibarıyla da benzer olduğunun, markaların tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacağından Zinkofish markasının tescilinin hukuken mümkün olmadığının ortaya konduğunu, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini. müvekkili şirket ilaçlarının birçoğunun reçetesiz satılan tamamlayıcı ve takviye niteliğinde olan ilaçlar olduğunu, hedef kitlenin ortalama tüketici olduğunu, karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının "ZİNCO" ibaresine "NET" eki ekleyerek "ZİNCONET C" esas unsurlu markayı oluşturduğunu, ZİNCO markasının seri markası olarak algılanmasının amaçlandığını, davaya konu 2013/106945 başvuru numaralı ZİNCONET C ibareli markanın görsel, anlamsal ve fonetik olarak müvekkilinin “ZİNCO” “ZİNCOVER” “ZİNCOLINE” “ZİNCOMAG” ve “ZİNCOMEGA” ve zinco esaslı sair markaları ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu belirterek kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markaların benzerlik karşılaştırmasında her uyuşmazlığın somut özelliklerinin dikkate alınması gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2018 tarihli, 2016/14389 E., 2018/5474 K. sayılı emsal nitelikteki (ZİNCO-PEDİZİNCO) kararında, "davalı markasının tescil edildiği 5. Sınıf mallar yönünden bilinçli tüketici kitlesine hitap eden mallar olduğu, bilinçli tüketici kitlesinin markaları ayırt etmede diğer tüketici kitlelerine göre daha dikkatli olduğunu kabul etmek gerektiği, ilaç markalarının ve takviye edici gıda ürünlerinin çoğunlukla hedef alınan hastalığa ve o hastalığı iyileştirmede kullanılan ilacın etken maddesine atıfta bulunan işaretleri ihtiva ettiğinin bilindiği, bu özelliği itibarıyla yönelik olduğu bilinçli tüketici kitlesi de dikkate alındığında, diğer markalara oranla, ufak farklılıkların ayırt ediciliği sağlamada yeterli olduğunun kabul edilmesi gerektiği"nin açıklandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2018 tarihli, 2016/14515 E., 2018/5728 K. sayılı kararıyla ZİNCO-ZİNCODAY markaları ile ilgili davada doktor ve eczacıdan oluşan uzman kullanıcı kesimi dikkate alındığında iltibas ihtimali bulunmadığına işaret edildiği, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.12.2015 tarihli 2015/6264 E., 2015/13174 K. sayılı kararıyla ZİNCO- ZİNCOBEST markaları ile ilgili davada doktor ve eczacıdan oluşan uzman kullanıcı kesimi dikkate alındığında iltibas ihtimali bulunmadığına işaret edildiği, emsal Yargıtay kararları da göz önüne alındığında, davacının, davalının müvekkilinin ZINCO markasından, ZİNCONET C markasını türettiğine dair iddiasının yerinde olmadığı, markanın etken madde olan zinc ibaresinden türetildiği ve ZINC ibaresinin yanına getirilen "ONET C+ şekil" unsuru ile ayırt edicilik kazandığı, İlk Derece Mahkemesinin hükümsüzlük kararının reddine ilişkin kararı ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının 2013/106945 sayılı "ZİNCONET C+şekil" markasının davacının tanınmış marka olduğunu iddia ettiği "ZINCO" ibareli markaları ile iltibas oluşturduğu gerekçesiyle açılan hükümsüzlük davasıdır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

11. Hukuk Dairesi         2022/5919 E.  ,  2024/2519 K.

  •  


"İçtihat Metni"




İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1727 Esas, 2022/735 Karar

vekili Avukat ...
DAVALILAR :1-İnter Farma İlaç ve Medikal Ürünler San.ve Tic. Ltd.Şti. 2-... (TÜRKPATENT)
vekili Avukat ...


HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/125 E., 2018/9 K.


Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2011/32595 sayılı “PROGESTERONE STEROP 25 MG” ibaresinin 05. sınıftaki mallarda tescili için davalı ...'e başvurduğunu, müvekkilinin "PROGESTAN" ve "PROGYNEX" ibareli markaları bulunduğunu ve başvurunun tescili halinde iltibas oluşacağını, bunun yanı sıra başvurunun, uluslararası mülkiyete konu olamayan (INN) bir hormon olması ve jenerik bir isim olan Progesterone ibaresini esaslı unsur olarak içermesi nedeniyle 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (f), (k) bentlerine ve yine Sterop’un ilaç sektöründe tanınmış bir ilaç şirketinin ismi olması nedeniyle aynı maddenin (c), (d) ve (ı) bentlerine aykırılık oluşturduğunu, bu ibarenin marka adı olarak tescil edilemeyeceğini, ilaç markalarında ilacın Latince ve yabancı dildeki karşılığının ya da Türkiye’de yaygın adının cins belirttiği için ayırt edici niteliğe sahip olmadığının kabul edildiğini, markanın hitap ettiği müşterinin algısı dikkate alındığında söz konusu ilacın hamilelikte kullanılacak olması nedeniyle reçeteli satılacak ilacı tavsiye edecek doktorların veya eczacıların “progesterone” ismini içeren bu markayı gördüklerinde hamilelikte kullanılan bir hormona atıf yapıldığını anlayacak olmaları sebebiyle Progesterone Sterop+Şekil markasının tasviri olduğunun kabulü gerekeceğini, bu durumun da başvuru sahibinin rakipleri arasında bulunan müvekkili şirkete karşı haksız rekabete neden olacağını, bu tür adların genel ve cins adı olduğundan kimsenin tekeline verilemeyeceğini, sağlık sektöründe 75 yıldır yoğun olarak kullanılan ve hiçbir betimleyici tasviri özelliği bulunmayan tamamen fantezi bir kelime olan Sterop markasının başvuru sahibince tercih edilmesinin tesadüfi kabul edilemeyeceğini ve başvuru sahibinin amacının bir başkasının markasının maruf hale gelmiş olmasının avantajını sömürerek haksız rekabet amacına yönelik ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 21.02.2014 tarih ve 2014-M-1779 sayılı YİDK kararının iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Diğer davalı cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 2011/32595 sayılı "PROGESTERONE STEROP" ibareli başvuru markası ile davacıya ait "PROGESTAN" ve "PROGYNEX" ibareli markalar arasında 05 inci sınıfta yer alan emtialar bakımından, benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, ancak Progesteron ibaresinin davalının tekeline verilemeyecek mahiyette INN ve jenerik ad olması sebebiyle dava konusu "PROGESTERONE STEROP" markasının “05/01 İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimyasal elementler.” emtiası ile bu mallarla yakın ilişki ve irtibat halindeki “05/02 Tıbbi amaçlı diyet maddeleri; zayıflatıcı ürünler; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler.” emtiası için tescilinin 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c), (d) ve (f) bentlerine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile YİDK kararının 05/01 grupta insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar tıbbi amaçlı kimyasal ürünler kimyasal elementler 02 grup tibbi amaçlı diyet maddeleri zayıflatıcı ürünler bebek mamaları tibbi amaçlı bitkiler bitkisel içecekler emtiaları yönünden iptaline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuruda yer alan Progesterone ibaresinin bir hormonun ismi olması nedeniyle jenerik bulunduğundan marka olarak tescil edilemeyeceğini, anılan ibarenin kimsenin tekeline verilmeyeceğini, başvuruda yer alan diğer ibarenin markanın ikinci kelimesi olması, Progesterone kelimesine göre daha kısa bulunması, bir ilaç markası için ilaç kutusu şeklindeki şekil unsurunun ayırt ediciliğinin son derece sınırlı olması nedeniyle tüketicinin algısında Progesterone kelime unsurunun öne çıkacağını, ayrıca başvuruda yer alan "STREROP" ibaresinin ilaç sanayiinde 75 yıldan beri üretim yapan Belçika menşeli bir firmanın adı olduğunu, aynı zamanda da bir topluluk markası olarak OHIM (Avrupa Topluluk Markası) nezdinde tescilli bulunduğunu, 556 sayılı KHK' nın 7 nci maddesinin (ı) bendi ve Paris Sözleşmesi’nin 1. Mükerrer 6 ncı maddesine göre tanınmış markanın aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılmasının mutlak red nedeni olduğunu, yine KHK ve Paris Sözleşmesi gereğince başvuru sahibinin aynı sektördeki bir başkasının tanınmış markasını sömürmek suretiyle haksız avantaj elde etmesini önlemek için sadece tanınmış marka sahibini değil bu başvurudan zarar gören herkesin itiraz edebileceğinin düzenlendiğini, Sterop’u ve Sterop’un ürünlerini bilen sağlık profesyonelleri, doktor ve eczacıların, Progesterone Sterop markasını görünce ister istemez itiraza konu markayı içeren ürünün Sterop’un teknoloji, birikimi ve lisansı altında üretildiğini zannedebileceğini, bu durumun başvuru sahibinin haksız bir üstünlük kazanmasına ve dolayısıyla haksız rekabete neden olması yanında malın niteliği ve kalitesi yönünden de yanıltıcı bir etkiye sebep olacağını, doktrinde tanınmış markaların aynısı veya benzerinin tescilinin kötü niyete karine teşkil ettiğinin kabul edildiğini, bu bakımdan sağlık sektöründe yoğun olarak kullanılan ve hiçbir betimleyici tasviri özelliği bulunmayan tamamen fantezi bir kelime olan Sterop markasının başvuru sahibince tercih edilmesinin tesadüfi kabul edilemeyeceğini ve başvuru sahibinin amacının bir başkasının markasının maruf hale gelmiş olmasının avantajını sömürerek haksız rekabet yaratma amacına yönelik olduğunu belirterek davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili istiaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvurunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, başvurunun sadece "progesterone" ibaresinden oluşmadığını, dolayısıyla herkesin kullanımına açık olan bir ibarenin diğer davalının tekeline verilmesinin söz konusu olmadığını, mahkemece yapılan progesterone ibaresinin herkesin kullanımına açık olduğu değerlendirmesi ile bu ibarenin kullanımının kamu düzenine aykırı olduğu değerlendirmesinin çelişkili bulunduğu, diğer yandan YİDK kararının hukuka uygunluğu denetiminin karar tarihinde Türkiye'de tescil edilmemiş / başvurusu yapılmamış bir markanın esas alınarak yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca 5 inci sınıfın 01 ve 02 alt sınıflarında yer alan emtianın bilinçli tüketici grubuna hitap ettiği, anılan malların muhataplarının öncelikli olarak doktorlar ve eczacılardan oluştuğu, markalardaki küçük bir farklılığın dahi markanın kaynağını farklılığını ortaya koymaya yetebileceğini belirterek davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.


C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre ilaç emtiası bakımından etken madde veya tedavisi hedeflenen hastalığa doğrudan atıf yapan işaretlerin tanımlayıcı olduğu ve bu kapsamda koruma kapsamlarının da düşük düzeyde bulunduğu, bu tür işaretlerin kamu yararı gereğince mülkiyeti kimsenin tekeline bırakılamayacak işaretlerden olup, farklı eklerle düşük düzeyde bile olsa somut ayırt edicilik vasfı kazandırılarak herkes tarafından ilaç markası olarak olarak tescil ettirilmeleri mümkün bulunduğu, bu kapsamda somut olaya bakıldığında dava konusu başvurunun "PROGESTERONE STEROP 25 mg" ibarelerinden oluştuğu, mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında üniversitelerin eczacılık fakültesinden öğretim üyelerinin de yer aldığı her iki bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği üzere başvuruda yer alan "progestorene" ibaresinin 21 karbonlu bir streoit hormonu olduğu, etken madde olan bu ibarenin farklı eklerle herkes tarafından ilaç markası olarak tescili mümkün ise de başvuruda yer alan diğer ibarelerin başvuruya düşük de olsa ayırt edicilik sağlamadığı, mahkemece görüşüne başvurulan ikinci bilirkişi heyeti raporunda başvuruda yer alan "STEROP" ibaresinin steroid hormonunun çağrıştırdığının açıklandığı, yine başvuruda yer alan "25 mg" ibaresinin markanın kullanılacağı ilaç emtiasının gramajına atıf yaptığı bu hali ile başvuruya yeterli ayırt edicilik sağlanmadığından dava konusu ibarenin başvuru kapsamında yer alan 05/01 sınıf "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimyasal elementler.” emtiası ile bu mallarla yakın ilişki ve irtibat halindeki 05/02 "Tıbbi amaçlı diyet maddeleri; zayıflatıcı ürünler; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler.” emtiası için tescilinin 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri uyarınca mümkün olmadığı gibi başvuru konusu ibarenin "progesterone" etken maddesini içermeyen bir üründe kullanılması durumunda doktor ve eczacılar bakımından dahi yanıltıcılık doğuracağından başvurunun sayılan mallar yönünden tescilinin aynı kanun maddesinin (f) bendi uyarınca da mümkün bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2006/12387E, 2007/14631 K. sayılı ilamında da aynı sonuca ulaşıldığı, ayrıca her ne kadar mahkemece iki farklı bilirkişi heyetinden alınan raporlarda farklı sonuçlara ulaşılmışsa da ilk bilirkişi heyeti raporunda başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c), (d) ve (f) bentlerine aykırılık teşkil edip etmediği yönünden bir inceleme yapılmadığı, bu itibarla raporlar arasında çelişki bulunduğundan bahsedilmeyeceği, diğer taraftan sadece marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali istemli bu davada davacının Markalar Dairesi kararına karşı itiraz nedenleri içerisinde yer almayan kötü niyet iddiasının değerlendirilmemiş olmasında da bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c), (d) ve (f) bentleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

 

11. Hukuk Dairesi         2010/14696 E.  ,  2012/19264 K.

  •  


"İçtihat Metni"



MAHKEMESİ : İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/07/2010 tarih ve 2006/566-2010/157 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.11.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av......dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İstanbul 1. Fİkri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2002/267 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından müvekkili aleyhine ikame edilen markaya tecavüzün önlenmesi davasında karşı dava olarak açtığı, ancak bilahare asıl davadan kısmen tefrik olunan iş bu davada, 5. sınıftaki ilaç emtiasında davalı adına tescilli “PANTECTA”, “PANTACTA”, “PANTO” “PANTOLOC”, “PANTPAS”, “PANTURKAL” ve "PANTURK” markalarının ilacın etken maddesi olan “PANTOPROZOL” isminden türetildiğini, bu ibarelerin Dünya Sağlık Örgütünce belirlenen bir İNN (uluslararası mülkiyet konusu olamayan isim) ismi olması nedeniyle marka olarak tescil olunamayacağını, davalının markalarını tescil tarihleri itibariyle 5 yıl içinde kullanmadığını, hükümsüzlük için 556 sayılı KHK'nın 7/c ve 14. maddelerinde belirtilen koşulların gerçekleştiğini ileri sürerek, anılan markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili markalarının cins ismi olmadığını, ilacın etken maddesi ile markalar arasındaki tek benzerliğin "Pan" hecesinden ibaret olup, aynı etken maddeli ilaç için gerek TPE nezdinde gerekse uluslararası bazda aynı heceyle başlayan çok sayıda tescilli marka bulunduğunu, ilaç etken maddesi kökünden türetilmiş ismin marka olarak alınamayacağını iddia eden davacının da aynı mahiyette markalarının olduğunu, dava konusu markaların tescil tarihleri ile hükümsüzlük davasının açıldığı tarih arasında 5 yıl geçmediğini, davanın kötü niyetli olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu makalardan Panto markası ile ilgili davadan feragat edildiği, diğer markalar yönünden ise markaların tescil tarihleriyle dava tarihi arasında 5 yıl geçmediği, bu markalar için süre koşulu gerçekleşmediğinden markaların kullanıp kullanılmadıkları konusunda araştırma yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın 556 sayılı KHK'nın 7/c maddesine ve buna bağlı maddi vakalara dayalı olarak açılmasına, davacı yanca 31.07.2006 tarihli dilekçe ile uzun süreli kullanmama maddi olgusuna dayanılarak 556 sayılı KHK'nın 14.maddesi çerçevesinde de hükümsüzlük istenmiş ise de, davacı vekilinin daha sonraki 04.03.2009, 03.06.2009 ve 14.10.2009 tarihli beyanlarıyla, davayı 556 sayılı KHK'nın 14. maddesindeki hukuksal nedene ve buna bağlı maddi vakıalara hasretmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


 

11. Hukuk Dairesi         2021/2692 E.  ,  2022/6775 K.

  •  


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06.03.2019 tarih ve 2018/102 E. - 2019/72 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.11.2020 tarih ve 2019/585 E. - 2020/947 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından "VİTADAY" ibareli markanın 27.01.2017 tarihinde, 03.01,...03.04, 05.01,...05.04, 05.07 ve 30.04, 30.05 ve 31.01 mal ve hizmet sınıflarında adına tescili için başvurulduğunu, markanın marka bülteninde yayınlanmasına karar verildiğini, ancak davalı şirket tarafından, başvuru konusu markanın kendilerine ait "VİTADYN" ibareli marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu gerekçesiyle, yayına itiraz edildiğini, bunun üzerine TPMK MDB tarafından, davalı şirketin SMK'nin 6. maddesinin 1,3,4,5 ve 9. fıkraları gereğince haksız bulunduğu ve markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının belirtildiğini, ancak bu karara karşı davalı şirket tarafından itiraz yoluna başvurulmasının üzerine YİDK'nin 21.12.2017 tarih ve 2017-M-11113 karar numaralı kararıyla, markaların benzer olduğu ve 05.01 ve 05.02 mal ve hizmet sınıfları bakımından markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle itirazın kısmen kabulüne ve başvurunun mal listesinden 05.01 ve 05.02 mal sınıfındaki malların çıkartılmasına karar verildiğini, ancak bu kararın doğru olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olamayacağını, Türk Patent marka sicilinde VİTA ibaresi ile pek çok markanın tescil edildiğini ifade ederek TPMK YİDK’nın 2017/M–11113 sayılı kısmi ret kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent vekili, markalarda yer alan üç heceden ikisinin bire bir aynı olduğunu, davalı markasında yer alan tüm harflerin, davacı markalarının içerisinde ve aynı sıralama ile kullanıldığını, redde mesnet davalı markasının, ayırt ediciliği yüksek ve özgün bir marka olduğunu ve doğrudan ve/veya hiçbir zihni çabaya gerek kalmaksızın herhangi bir mal/hizmeti işaret etmediğini, markalar arasında tek harf farklılığı dışında üst düzeyde görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğunu, ortalama tüketici kitlesinin markaları karıştıracağının ve üreticileri arasında idari ve/veya ekonomik bir bağ kurabileceğini, bu nedenlerle, TPMK YİDK tarafından verilen kısmen ret kararının yasa ve usule uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Bilim İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ise, davacı tarafın markasının "VİTADAY" ibaresinden, davalı müvekkili şirkete ait markanın ise "VİTADYN" ibaresinden oluştuğunu, taraf markalarında, "V,İ,T,A,D,Y" harflerinin ortak olarak yer aldığını, her iki markanın da aynı harf ile başladığını ve aynı harf ile sonlandığını, markalardaki tek harf farklılığının, markalar arasındaki ayniyeti ortadan kaldırmaya yetmediğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davacı tarafa ait marka ile davalı markası arasında aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmaması nedeniyle 6769 sayılı SMK’nın 5/1-ç maddesinin işbu dava yönünden uygulanabilir olmadığı, davacı tarafa ait marka başvurusu ile davalı markası arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu, dava konusu “VİTADAY” markasında yer alan 05.sınıftaki; "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." malları yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesinde aranan emtia benzerliğinin bulunduğu, Türk Patent YİDK tarafından verilen kısmi ret kararının iptali koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, başvuru konusu marka ile redde mesnet marka arasında sadece bir harf farklılığının bulunması, sözcüklerin tertip tarzı, renk tonu ve tasarım özelliklerinin benzer olması, markalar arasında görsel ve sesçil benzerlik bulunması nedeniyle markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu, ayrıca başvuru konusu markanın 5. sınıfın 1. alt sınıfının dışında bulunan malların, uzmanlık gerektiren ve konunun uzmanı kişileri ilgilendiren, doğası, kullanım amacı, dağıtım kanalları, üreticileri ve kullanım şekilleri tamamen farklı olan mallar olduğu ve davalının itirazın